menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İŞ KAZALARINDA BİLİNÇLİ TAKSİR

23 0
19.07.2026

Türkiye'de her yıl binlerce iş kazası meydana gelmekte, bu kazalarda çok sayıda çalışan hayatını kaybetmekte ya da kalıcı biçimde sakat kalmaktadır. Bu ağır tablonun ceza hukukuna yansıyan yüzü ise çoğunlukla taksirle öldürme ve taksirle yaralama dosyalarıdır. Uygulamada bu dosyaların kaderini belirleyen soru, çoğu zaman sanığın kusurlu olup olmadığından ziyade, taksirinin basit mi yoksa bilinçli mi olduğudur. Zira bu nitelendirme yalnızca cezanın miktarını değil; hapis cezasının adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceğini, dolayısıyla çoğu dosyada failin gerçek anlamda bir yaptırımla karşılaşıp karşılaşmayacağını belirlemektedir. Buna rağmen ilk derece mahkemelerinin önemli bir kısmının iş kazası dosyalarında bilinçli taksir tartışması yapmaksızın doğrudan basit taksirden hüküm kurduğu, bu hükümlerin de Yargıtay tarafından istikrarlı biçimde bozulduğu görülmektedir. Bu yazıda iş kazalarında bilinçli taksirin kanuni çerçevesi, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatıyla ilişkisi ve Yargıtay pratiği ele alınacaktır.

I. Taksirin Kanuni Çerçevesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin ikinci fıkrasında taksir; ''Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi'' şeklinde tanımlanmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise bilinçli taksir; ''Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi'' olarak ifade edilmiş ve bu halde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarısına kadar artırılacağı hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere kanun koyucu taksiri tek tip bir kusurluluk hali olarak düzenlememiş; neticeyi hiç öngörmeyen fail ile neticeyi öngördüğü halde şansına, tecrübesine veya "nasılsa bir şey olmaz" düşüncesine güvenerek hareket eden faili birbirinden ayırmıştır.

Burada özellikle dikkat çekmek istediğimiz husus, madde gerekçesidir. Kanun koyucu 22. maddenin gerekçesinde bilinçli taksir kurumunun iş kazalarını, trafikte meydana gelen taksirli suçları önlemek bakımından caydırıcı etki yapacağını ve suçların önlenmesinde yarar sağlayacağını açıkça ifade etmiştir. Yani bilinçli taksir, kanun koyucunun zihninde doğrudan doğruya iş kazaları da düşünülerek ihdas edilmiş bir kurumdur. Uygulamada bilinçli taksirin neredeyse yalnızca trafik kazalarıyla özdeşleştirilmesi, kurumun varlık sebebiyle bağdaşmayan bir daralmadır.

II. Ayrımın Ölçütü: Neticenin Öngörülmesi

Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında net biçimde ortaya konulmuştur. Ceza Genel Kurulu'nun 10.02.2022 tarihli, 2021/281 E. ve 2022/78 K. sayılı kararında da tekrarlandığı üzere; taksirde fail öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememekte, bilinçli taksirde ise bu neticeyi öngörmekte fakat istememektedir. Neticeyi öngördüğü halde şansına, becerisine, bilgisine veya tecrübesine güvenerek hareket eden kimsenin durumu, bunu hiç öngörememiş kimsenin durumu ile bir tutulamaz. Öngörülebilir neticenin öngörülmemesi taksirin basit şeklini, öngörülüp de istenmemesi bilinçli taksiri oluşturacak; neticenin istenmesi veya kabullenilmesi halinde ise artık kast ve olası kast gündeme gelecektir.

Bu ölçütün iş kazalarına uygulanmasında kritik nokta şudur: Failin iç dünyasına, yani neticeyi fiilen öngörüp öngörmediğine ilişkin doğrudan delil elde etmek çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle yargı mercileri, öngörmenin varlığını dış dünyaya yansıyan olgulardan hareketle tespit etmektedir. İhlal edilen güvenlik normunun niteliği, ihlalin süreklilik arz edip etmediği, tehlikenin somut olayda gözle görülür olup olmadığı, failin mesleki konumu ve tecrübesi, daha önce uyarı yapılıp yapılmadığı gibi hususlar bu değerlendirmenin yapı taşlarıdır. Yıllardır inşaat işi yapan bir müteahhidin, korkuluksuz bir asansör boşluğunun ölümcül sonuç doğurabileceğini öngörmediğini ileri sürmesi hayatın olağan akışıyla bağdaşmaz.

Hemen belirtmek gerekir ki bilinçli taksirin üst sınırında olası kast bulunmaktadır. Her iki kurumda da fail neticeyi öngörmektedir; ayrım, failin neticeye karşı takındığı iradi tutumdadır. Olası kastta fail öngördüğü neticeyi kabullenmekte, "olursa olsun" demektedir; bilinçli taksirde ise........

© Hukuki Haber