menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tahliye Kararlarına İtiraz Kaldırılmalı

8 0
12.10.2026

OHAL bitti ama tahliye kararlarına savcılığın itirazı devam ediyor. Yargılamayı yapan mahkemenin özgürlük lehine verdiği karar, onu hiç görmeyen bir heyetin dosya üzerinden yaptığı incelemeyle geri alınabiliyor. Tahliye kararlarına itiraz yolu kaldırılmalı, düzenleme OHAL öncesindeki hâline döndürülmelidir.

Üç dosya, üç farklı insan, aynı senaryo

Bir mahkeme aylarca yargılama yapıyor. Sanığı dinliyor, tanıkları sorguluyor, delilleri tartışıyor; savcının mütalaasını ve savunmaları değerlendiriyor. Sonunda kişinin tahliyesine karar veriyor. Ardından savcılık itiraz ediyor ve yargılamayı yürütmeyen, sanığı hiç görmemiş başka bir mahkeme, dosya üzerinden yaptığı incelemeyle bu kararı birkaç satırlık matbu bir gerekçeyle kaldırıyor.

Bunu soyut bir ihtimal olarak yazmıyorum. Avukatlık pratiğimde, farklı dosyalarda aynı tabloyla tekrar tekrar karşılaştım, meslektaşlarım ve ceza yargılaması tecrübesi olanlar da karşılaşmıştır. Bunlardan üçü:

1. Yargılama sürerken: Bir dosyada, yargılamayı yürüten mahkeme aylar süren duruşmaların ardından sanığın tahliyesine karar verdi. Savcılık itiraz etti; itiraz mercii, sanığı hiç dinlemeden, dosya üzerinden tutuklama kararı verdi.

2. Mahkûmiyet hükmüyle birlikte: Başka bir dosyada mahkeme, hükmü kurarken verdiği cezayı bilerek sanığın tahliyesine karar verdi. Savcılığın itirazı üzerine başka bir heyet, yine dosya üzerinden, sanığı yeniden cezaevine gönderdi.

3. Ev hapsi kararı: Üçüncü bir dosyada, küçük çocukları olan bir anne aylarca tutuklu kaldıktan sonra mahkûmiyet hükmüyle tahliye edildi; yargılamayı yürüten mahkeme savcılığın itirazını da reddetti. İtiraz mercii ise tutuklama talebini reddettiği gerekçeyle, “konutu terk etmemek” şeklinde ev hapsine hükmetti.

Üç ayrı dosya, üç ayrı insan; ama sonuç aynı. Her birinde kişiyi aylarca dinleyen mahkeme serbest bıraktı, onu hiç dinlemeyen mahkeme, yargılamayı yapan mahkemeye rağmen karar verdi.

Bu uygulamayı yalnızca kanunda bir itiraz yolunun bulunmasıyla açıklamak yeterli değildir. Kanunun izin verdiği bir mekanizmanın özgürlük, adil yargılanma ve yargıya güven üzerindeki sonuçları muhakkak sorgulanmalıdır. Üstelik söz konusu düzenleme, olağanüstü hâl döneminde ceza muhakemesine yerleştirilmiş ve geri alınmamış bir değişikliktir.

İki kelimelik değişikliğin ağır sonucu

CMK m. 104/2, tutuklunun salıverilme istemine ilişkin kararlar bakımından eskiden yalnızca “Ret kararına itiraz edilebilir” diyordu. Yani itiraz, özgürlüğü talep edip reddedilen kişi için tanınmış bir güvenceydi.

24 Aralık 2017 tarihli 696 sayılı OHAL KHK’sinin 93. maddesi bu ifadeyi “Bu kararlara itiraz edilebilir” olarak değiştirdi. Düzenleme 2018’de 7079 sayılı Kanun’la aynı şekilde kabul edildi ve kalıcılaştı.

Böylece özgürlüğün korunmasına ilişkin bir hüküm, özgürlüğün yeniden kaldırılmasına açık dayanak sağlayan bir hükme dönüştürüldü.

Bu değişikliğin yapıldığı dönemin atmosferini de hatırlamak gerekir. Bazı mahkemelerin tahliye kararlarının ardından sosyal medyada “Bunlar nasıl tahliye edilir?” tepkisiyle........

© Hukuki Haber