menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Boşanma Dilekçelerinde İftira ve Ağır İsnatlar: Sözün Hukuki Bedeli

24 0
26.10.2025

Boşanma davaları, sadece bir evliliğin sona ermesi değildir; çoğu zaman bir itibarın, bir onurun ve bir kimliğin sınandığı süreçtir. Dava dilekçeleri ve cevaplar, tarafların hem geçmişini hem de birbirlerine bakışını ortaya koyar. Ne var ki, son yıllarda dilekçelerin bir kısmı hukuki sınırları aşarak, adeta bir “intikam metni”ne dönüşüyor. Eşler, birbirlerine yönelik ağır ithamlar, onur kırıcı ifadeler ve asılsız suçlamalarla adli süreci bir mücadele alanına çeviriyor. Bu tür beyanlar, çoğu kez ispatlanamasa da mağdur tarafın hem psikolojik hem toplumsal olarak büyük zarar görmesine yol açıyor. Peki bu durumda, davada ileri sürülen asılsız iddialar nedeniyle tazminat istenebilir mi?

Hak Arama ile Kişilik Hakkı Arasındaki Denge

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan ve diğerinden daha az kusurlu olan eşin, manevi tazminat isteyebileceğini düzenler. Bu hüküm, boşanmanın fer’î (ikincil) sonucu olarak değerlendirilir. Yani boşanma kararıyla birlikte ya da onu izleyen bir yıl içinde (TMK m.178) talep edilmelidir.

Öte yandan Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi, kişilik hakkı ihlali halinde manevi tazminat isteme hakkını düzenler. Boşanma davasındaki ifadeler, eğer hak arama sınırlarını aşıyorsa, TBK m.58 uyarınca ayrıca dava konusu olabilir.

TCK m.128 ise hak arama özgürlüğünü korur; ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Mahkeme önündeki beyanlar, gerekli ölçüde ve dava konusuyla ilgili olmalıdır. Aksi takdirde, bu koruma kalkar ve kişilik haklarına saldırıdan sorumluluk doğar.

“İspat Edilemeyen Her İddia” Tazminat........

© Hukuki Haber