menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HÂKİM VE SAVCININ KAPISINDA AVUKAT

30 0
21.10.2026

Av. Halim Yılmaz, X paylaşımında Çağlayan Adliyesinin yedinci katından sesleniyor. Yedi aydır tutuklu bulunan müvekkilleri hakkında dava açılması veya adli kontrolle tahliye edilmeleri talebini iletmek üzere adliyeye gitmiş. Anlattığına göre önce güvenlik kontrolünün önünde sıraya giriliyor. Sıra geldiğinde güvenlik görevlisi talebi alıp dosya savcısının kâtibini telefonla arıyor. Yarım saat ve birkaç arama sonunda verilen cevap, kâtibin telefona cevap vermediği. Savcıyla görüşmek, randevu almak, telefonla ulaşmak mümkün olmadığı gibi, görüşme talebini iletecek kâtibe ulaşmak da mümkün olmuyor. Paylaşım, müvekkilin “Niye davam açılmıyor?” sorusuna nasıl cevap verileceği sorusuyla bitiyor.

Bu anlatımda görüşme talebi, konusu değerlendirilerek reddedilmiş değildir. Talep, kendisini değerlendirebilecek makama ulaşamamıştır. Güvenlik görevlisinin yaptığı telefon araması, müdafi ile soruşturma makamı arasındaki iletişimin belirleyici aşamasına dönüşmüştür. Telefon açılmadığında avukatın hangi yola başvuracağı belirsizdir. Güvenlik görevlisi soruşturmanın muhatabı olmadığı hâlde avukatın adliyedeki mesleki faaliyeti onun masasının önünde sona ermektedir. Tutuklu müvekkilin bekleyişi ise devam eder.

Yakın tarihte görüştüğümüz büyük bir baronun başkanı da avukatların adliyede yaşadığı sorunları iletmek üzere defalarca randevu talep etmesine rağmen kabul edilmediğinden yakınıyordu. Belirli bir dosyanın sonucunu görüşmek isteyen bir avukattan söz etmiyoruz. Meslektaşlarının ortak sorunlarını anlatmaya çalışan bir baro başkanı var. Bir görüşmenin ertelenmesi yoğunlukla açıklanabilir. Tekrarlanan taleplerin karşılıksız kalması ise bu sorunların hangi yoldan konuşulacağı sorusunu doğurur. Bireysel başvuruların sonuç vermediği yerde devreye girmesi beklenen meslek örgütü de muhatap bulamıyorsa, avukatın önündeki yollar iyice daralmış demektir.

Üstelik baronun ileteceği sorunlar, adliyenin kendi işleyişini değerlendirebilmesi için de bir bilgi kaynağıdır. Avukatlar farklı mahkemelerde, soruşturma bürolarında ve kalemlerde tekrar eden aksaklıkları günlük çalışmaları sırasında görürler. Bu deneyimin dinlenmesi, aynı sorunun yüzlerce dosyada yeniden yaşanmasını önleyebilir. Görüşmeye zaman ayrılmadığında sorun ortadan kalkmaz; yeni dilekçelere, tekrar eden başvurulara, koridorlarda bekleyişlere ve gerilime dönüşür. Görüşme için ayrılamayan zamanın daha sonra nerelerde harcandığını da hesaba katmak gerekir.

Av. Necip Şener’in X paylaşımı, meselenin avukat açısından ne anlama geldiğini başka bir yönden açıklıyor. Şener, hâkim ve savcılarla görüşmek için özel bir heves duymadığını; yakın dostluklarını kendisi veya dosyaları için talepte bulunmanın aracına dönüştürmediğini belirtiyor. Buna karşılık ihmal edilen işler veya gözden kaçan ayrıntılar nedeniyle görüşme ihtiyacı doğabildiğini, kırk saniyelik bir açıklamanın yıllara yayılabilecek bir yargılamayı kısaltabildiğini söylüyor. İşin bölünmemesi için bir düzen kurulmasını da gerekli buluyor. Kendi bürosuna randevusuz gelinmesinden duyduğu rahatsızlığı ifade ederken, yurttaşın avukatını değiştirebilmesiyle hâkimini veya savcısını tercihine göre değiştirememesi arasındaki farka dikkat çekiyor.

Dosyayla uğraşan avukat, kısa bir açıklamanın önemini bilir. Yanlış anlaşılmış bir talep, eksik yazılmış bir müzekkere veya dosyada bulunduğu hâlde görülmemiş bir belge, birbirini izleyen gereksiz işlemlere yol açabilir. Avukat bazen dilekçesinde zaten yazılı olan hususun fark edilmesini sağlamaya çalışır. Buradan, her dosyanın bir de odada anlatılması gerektiği sonucu çıkarılamaz. Yazılı başvuruların düzenli ve zamanında değerlendirildiği bir işleyiş, görüşme ihtiyacının önemli bölümünü zaten azaltır. Fakat yazılı yolun aksadığı yerde sözlü iletişim de bütünüyle kapatıldığında, aksaklığın nasıl giderileceği cevapsız kalır.

Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi, yargı organlarının avukatlara görevlerini yerine getirirken yardımcı olmasını öngörür. Bu yükümlülüğün günlük hayattaki karşılığı üzerinde durmak gerekir. Yardımcı olmak, avukatın talebini kabul etmek veya istediği kararı vermek anlamına gelmez. Başvurunun ilgili yere ulaşmasını, dosyanın kanuni sınırlar içinde incelenebilmesini ve acil talebin zamanında değerlendirmeye sunulabilmesini sağlayan bir işleyişi gerektirir. Hükümden avukatın istediği anda makam odasına girme yetkisi çıkarılamaz. Buna karşılık avukatı sürekli geri çevirip talebini ulaştırabileceği etkili bir yol da göstermeyen uygulamanın bu yükümlülükle bağdaşması güçtür.[1]

Hâkim ve savcıların çalışmak için kesintisiz zamana ihtiyaç duydukları açıktır. Dosya okumak, deliller arasında ilişki kurmak ve karar üzerinde düşünmek dikkat ister. Gün boyunca gelişigüzel çalınan kapılar bu çalışmayı aksatabilir. Avukatlar da kendi mesailerinden bunun ne anlama geldiğini bilirler. Randevu sistemi, belirli görüşme saatleri ve acil talepler için ayrı bir iletişim yolu bu nedenle makul düzenlemelerdir. Ancak randevu alınamıyor, telefona cevap verilmiyor ve başvurunun ne durumda olduğu öğrenilemiyorsa, çalışma düzeni gerekçesi bir noktadan sonra açıklama gücünü kaybeder.

Görüşme talebinin her durumda haklı olduğu da söylenemez. Özellikle hâkimle görüşme bakımından avukatlığın bazı alışkanlıklarını gözden geçirmek gerekir.........

© Hukuki Haber