menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SPK TARAFINDAN TASFİYESİNE KARAR VERİLEN YATIRIM FONLARINDA CEZA SORUŞTURMASININ MAĞDURLARIN ZARARLARININ GİDERİLMESİNE ETKİSİ

17 0
28.09.2026

1. Tasfiye kararı ile ceza soruşturması neden birlikte değerlendirilmelidir?

Sermaye Piyasası Kurulu'nun 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls portföy yönetim şirketlerinin TEFAS'ta işlem gören fonlarına yönelik kısıtlamalar getirilmiş ve belirli fonların tasfiyesine karar verilmiştir. Ardından tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için T. İş Bankası ve T.C. Ziraat Bankası görevlendirilmiştir.

Tasfiye sürecinin başlamasıyla yatırımcılar bakımından iki ayrı hukuki mesele ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki, fon malvarlığının tasfiye edilmesi sonucunda katılma payı sahiplerine ne kadar ödeme yapılacağıdır. İkincisi ise tasfiye sonucunda karşılanamayan bir zarar ortaya çıkması hâlinde, bu zararın hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve sorumlulardan nasıl tahsil edilebileceğidir.

İkinci mesele bakımından ceza hukuku önemli bir işleve sahip olabilir. Fonun hukuka aykırı biçimde yönetildiğine, yatırımcıların yanıltıldığına, piyasa fiyatlarının yapay olarak oluşturulduğuna veya fon malvarlığının amacı dışında kullanıldığına ilişkin somut şüpheler mevcutsa, ceza soruşturması bu işlemlerin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayabilir.

Ancak SPK tarafından tasfiye kararı verilmesi, kendiliğinden bir suç işlendiği veya bütün yatırımcıların ceza hukuku anlamında mağdur olduğu sonucunu doğurmaz. Ceza sorumluluğunun belirlenebilmesi için ilgili fiillerin, faillerin ve suçun kanuni unsurlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

2. Ceza soruşturması yatırımcının tazminat talebini nasıl güçlendirebilir?

Ceza soruşturmasının yatırımcı bakımından sağlayabileceği en önemli katkı, özel hukuk yollarıyla elde edilmesi güç olabilecek delillerin ortaya çıkarılması ve hukuka aykırı işlemlerle yatırımcının uğradığı zarar arasındaki bağlantının belirlenmesidir.

Örneğin yatırım fonu kaynaklarının belirli şirketlere sistematik biçimde aktarıldığı, fon portföyündeki varlıkların gerçeğe aykırı değerlerle gösterildiği veya belirli kişilerin yararına piyasa işlemleri gerçekleştirildiği yönünde somut şüpheler bulunması hâlinde, ceza soruşturmasında elde edilen banka hareketleri, işlem kayıtları ve bilirkişi raporları, yatırımcıların açacağı tazminat davaları bakımından da önem taşıyabilir.

Burada ceza soruşturmasının üç ayrı etkisi bulunmaktadır.

İlk olarak, yatırımcının yalnızca zarara uğradığını değil, zararın hangi işlemden kaynaklandığını ortaya koymasına yardımcı olabilir. İkinci olarak, hukuka aykırı işlemden sorumlu gerçek kişilerin belirlenmesini sağlayabilir. Üçüncü olarak ise kanuni koşulların oluşması hâlinde suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin tespit edilmesi ve bunlar üzerinde koruma tedbirleri uygulanması mümkün olabilir.

Bununla birlikte ceza soruşturması açılması, tazminat miktarının kendiliğinden artmasını sağlamaz. Tazmin edilebilir zararın kapsamı, hukuka aykırılık ve illiyet bağı ayrıca belirlenmelidir. Ceza soruşturmasının asıl katkısı, yatırımcının zararını ispatlayabilmesine ve sorumluların malvarlığına ulaşabilmesine yönelik imkânları güçlendirmesidir.

3. Hangi durumlarda ceza hukuku yoluna başvurulmalıdır?

Yatırım fonunun değer kaybetmesi, fon yöneticilerinin mutlaka suç işlediği anlamına gelmez. Bu nedenle her zarar için aynı içerikte suç duyurusunda bulunulması yerine, somut olayda hangi fiilin hangi suç tipini oluşturabileceği değerlendirilmelidir.

Özellikle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 106 ve 107. maddelerinde düzenlenen bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı suçları ile somut olayın özelliklerine göre TCK kapsamında değerlendirilebilecek dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma veya diğer malvarlığı suçları birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin bir fonun portföyündeki payların piyasa fiyatlarının yapay biçimde yükseltildiği, fonun bu payları gerçek ekonomik değerleriyle bağdaşmayan fiyatlardan satın aldığı ve bundan belirli kişilerin menfaat sağladığı iddiası varsa, yalnızca fonun değer kaybına değil, söz konusu işlemlerin kimler tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirildiğine odaklanılmalıdır.

Benzer şekilde, yatırımcılara açıklanan bilgiler ile fonun fiilen gerçekleştirdiği işlemler arasında önemli farklılıklar bulunması hâlinde, bu durumun yalnızca mevzuata aykırı portföy yönetimi mi olduğu, yoksa ayrıca cezai sorumluluk doğurabilecek kasıtlı bir davranış içerip içermediği araştırılmalıdır.

Sermaye piyasası suçları bakımından SPKn m.115'teki özel soruşturma usulü de dikkate alınmalıdır. Bu kapsamdaki suçlarda SPK'nın yazılı başvurusu muhakeme şartı olduğundan,........

© Hukuki Haber