menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nafaka Artırım Davası: Değişen Ekonomik Koşullar Karşısında Nafaka Miktarının Yeniden Belirlenmesi

17 0
04.10.2026

Boşanma kararıyla veya taraflar arasında yapılan anlaşma doğrultusunda belirlenen nafaka miktarı, her zaman aynı tutarda kalmak zorunda değildir. Nafakaya hükmedildiği tarihte tarafların ekonomik koşulları, nafaka alacaklısının ihtiyaçları, müşterek çocuğun giderleri ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücü belirli bir denge içerisinde değerlendirilir. Ancak bu denge, zaman içerisinde enflasyon, yaşam maliyetlerindeki artış, gelir seviyelerindeki değişiklikler veya çocuğun gelişimine bağlı yeni ihtiyaçlar nedeniyle bozulabilir.

Bu noktada nafaka artırım davası, daha önce hükmedilmiş veya taraflarca kararlaştırılmış nafaka miktarının değişen koşullara uyarlanmasını sağlayan hukuki yoldur. Davanın amacı, nafaka yükümlüsünü cezalandırmak veya taraflardan birine ekonomik üstünlük sağlamak değil; nafaka miktarının belirlendiği tarihten sonra ortaya çıkan değişiklikleri dikkate alarak nafaka ile güncel yaşam koşulları arasında hakkaniyete uygun yeni bir denge kurmaktır.

Nafaka Artırım Davasının Hukuki Dayanağı

Türk Medeni Kanunu, nafakanın hükmedildiği tarihte mevcut olan sosyal ve ekonomik koşulların sonradan değişmesi hâlinde nafaka miktarının yeniden belirlenmesine imkân tanımaktadır. Bu nedenle nafaka miktarının kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla belirlenmiş olması, söz konusu miktarın gelecekte hiçbir surette değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Nafaka, niteliği itibarıyla süreklilik arz eden ve geleceğe yönelik sonuç doğuran bir yükümlülük olduğundan, sonraki dönemde ortaya çıkan ekonomik ve sosyal değişikliklere göre yeniden değerlendirilmesi mümkündür.

Yoksulluk nafakası bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 176/4. maddesi uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde irat biçiminde ödenen nafakanın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir. Bu değerlendirmede nafaka alacaklısının güncel geçim koşulları, nafaka yükümlüsünün ödeme gücü, tarafların gelir ve malvarlığı durumları ile aradan geçen sürede meydana gelen ekonomik değişiklikler birlikte dikkate alınır.

İştirak nafakası yönünden ise çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ve babanın mali güçleri oranında katılması esastır. Türk Medeni Kanunu’nun 330 ve 331. maddeleri çerçevesinde çocuğun ihtiyaçları, anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri göz önünde bulundurulur; koşulların değişmesi hâlinde hâkim istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir. Bu nedenle iştirak nafakasında çocuğun yaşının ilerlemesi, eğitim hayatındaki değişiklikler, sağlık ve bakım giderleri ile ebeveynlerin ekonomik durumundaki farklılaşmalar önem taşır.

Nafaka Artırım Davasında Değişen Koşullar Nasıl Değerlendirilir?

Nafaka artırım davasının temelinde, nafakaya ilk kez hükmedildiği veya taraflar arasında kararlaştırıldığı tarihte mevcut bulunan sosyal ve ekonomik koşullar ile artırım talebinin ileri sürüldüğü tarihteki koşullar arasındaki değişiklik yer almaktadır. Bu sebeple nafaka artırım davası, mevcut nafaka miktarının soyut biçimde “az” veya “yetersiz” olduğunun ileri sürülmesinden ibaret değildir. Mahkeme, önceki kararın verildiği tarihten sonra meydana gelen değişikliklerin nafaka miktarının yeniden belirlenmesini gerektirip gerektirmediğini somut olayın özelliklerine göre inceler.

Bu inceleme yapılırken yalnızca mevcut nafaka tutarına bakılmaz. Nafakanın ilk belirlendiği tarihte taraflar arasında kurulan ekonomik dengenin zaman içerisinde ne ölçüde değiştiği araştırılır. Tarafların gelir seviyeleri, çalışma durumları, malvarlıkları, düzenli ve zorunlu giderleri, yaşam koşulları, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarında meydana gelen artış ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücündeki değişiklikler birlikte değerlendirilir. İştirak nafakası söz konusu olduğunda müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık giderleri, bakım ve barınma ihtiyaçları ile sosyal gelişimine ilişkin giderleri ayrıca önem kazanır.

Nafaka kararının üzerinden geçen sürenin uzunluğu da değerlendirmede önemlidir. Karardan kısa süre sonra açılan bir artırım davası ile yıllar sonra açılan bir dava aynı koşullarda ele alınamaz. Zira aradan geçen süre içerisinde paranın satın alma gücü azalabilir; kira, gıda, ulaşım, eğitim ve sağlık giderleri yükselerek mevcut nafakanın fiilî karşılığını önemli ölçüde azaltabilir. Bu durumda nafakanın nominal olarak aynı tutarda kalması, gerçek ekonomik değerinin de korunduğu anlamına gelmez.

Enflasyon, Geçen Süre ve Nafakanın Reel Değerinin Korunması

Nafaka miktarının uzun süre aynı seviyede kalması, özellikle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde nafakanın reel değerinde ciddi bir azalmaya yol açabilir. Karar tarihinde belirli temel ihtiyaçların karşılanmasına anlamlı ölçüde katkı sağlayan bir nafaka tutarı, birkaç yıl sonra aynı ekonomik işlevi yerine getiremeyebilir. Bu nedenle nafaka artırım davalarında yalnızca rakamsal tutar değil, nafakanın güncel satın alma gücü de dikkate alınmalıdır.

Bununla birlikte nafaka artırımı, yalnızca belirli bir enflasyon oranının mevcut nafaka tutarına matematiksel olarak uygulanmasından ibaret değildir. ÜFE, TÜFE ve benzeri ekonomik göstergeler nafakanın reel değerindeki değişimin tespitinde önemli bir referans oluşturabilir; ancak mahkeme bunları tarafların fiilî yaşam koşullarından bağımsız biçimde değerlendirmez. Nafaka alacaklısının güncel ihtiyaçları, nafaka yükümlüsünün gelir ve ödeme gücü, yaşam giderlerindeki artış ve nafakanın niteliği birlikte ele alınmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.06.2021 tarihli, 2021/4645 Esas ve 2021/5308 Karar sayılı kararında da yoksulluk nafakası bakımından bu yaklaşım benimsenmiştir. Kararda, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında nafakanın ilk belirlendiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik bulunmasa dahi, nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün gelir durumu arasındaki önceki dengenin korunması gerektiği; bu amaçla TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE oranının dikkate alınmasının gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, nafaka artırımının mutlaka olağanüstü bir gelir artışı veya olağanüstü yeni bir gider ortaya çıkmasına bağlı olmadığını; aradan geçen süre ve nafakanın reel değerindeki kaybın da hakkaniyet........

© Hukuki Haber