DOLANDIRICILIK SUÇUNUN HİLE UNSURU VE UYGULAMADAKİ ÇELİŞKİLER
Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de 2018-2024 yılları arasında 1 milyon 746 bin dolandırıcılık dosyası açılmıştır. Birçok dosyada sanıkların aynı eylemlerine ilişkin farklı mahkemelerde açılan davaların bir kısmı beraat ile sonuçlanırken bir kısmı mahkumiyet ile sonuçlanmaktadır. Aynı Cumhuriyet Başsavcılığı sınırlarında aynı içerikli dosyaların bir kısmına savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirken bazılarına cezalandırma yönünde mütalaa verilmektedir. 12.yargı paketi ile TCK 158/4 kapsamında mağduriyetlerin giderilmesi amaçlanmış, uygulamada birlik olmaması özellikle örgütlü dolandırıcılık dosyalarında müşterek fail- hesap kullandıran ayrımının net bir şekilde yapılamaması sebebiyle mahkemelerin iş yükü daha da artmış sorunlar çözülememiştir.
Ceza hukukunda suçun unsurları, teorideki katı sınırlarına rağmen uygulamada zaman zaman ciddi farklılıklarla yorumlanabilmektedir. Özellikle bilişim sistemlerinin veya sosyal medyanın araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık suçlarında, "hile" unsurunun sınırlarının çizilmesi büyük bir önem taşır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında basit yalan ile nitelikli hile arasındaki ayrım net bir şekilde ortaya konulmuş olmasına rağmen, yargı mercilerinin aynı hukuki nitelendirmeyi içeren benzer olaylarda tamamen zıt kararlar verebildiği görülmektedir.
Türk Ceza Kanunu kapsamında dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararlarında da istikrarlı........
