menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Islahın Sınırı mı, Hak Arama Özgürlüğünün Sınırı mı?

8 0
30.06.2026

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun Kısmen Islaha İlişkin Kararının Değerlendirilmesi

Medeni usul hukukunda bazı kararlar yalnızca belirli bir uyuşmazlığı çözmekle kalmaz; uygulamanın yönünü değiştirir, avukatların dava stratejilerini ve mahkemelerin yaklaşımını da yeniden şekillendirir. 30 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 08.05.2026 tarihli, 2021/8 Esas ve 2026/1 Karar sayılı kararı da bu nitelikte bir içtihattır.

Karar, ilk bakışta HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah kurumuna ilişkin teknik bir usul sorununu konu alsa da, gerçekte medeni usul hukukunun temel ilkeleri bakımından önemli tespitler içermektedir. Uyuşmazlık, dava dilekçesinde yer almayan bir talebin sonradan kısmen ıslah yoluyla ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Büyük Genel Kurul, dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

Kararın önemi, ulaştığı sonuç kadar gerekçesinden de kaynaklanmaktadır. Yaklaşık kırk sayfalık gerekçede Yargıtay; tasarruf ilkesi, taraflarca getirilme ilkesi, taleple bağlılık, hukuki dinlenilme hakkı, ön inceleme, usul ekonomisi ve hukuki güvenlik ilkelerini birlikte değerlendirmiş; ayrıca başta Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Muhammet Özekes ve Prof. Dr. Süha Tanrıver olmak üzere öğretide ileri sürülen görüşleri ayrıntılı biçimde tartışmıştır. Bu yönüyle karar, yalnızca uygulamaya yön veren değil, aynı zamanda doktrinsel tartışmalara da katkı sunan önemli bir içtihat niteliğindedir.

Kararın dikkat çeken bir diğer yönü ise üçüncü görüşmede oy çokluğuyla alınmış olmasına rağmen Resmî Gazete'de yayımlanan metinde karşı oy gerekçelerine yer verilmemiş olmasıdır. Her ne kadar bu durum kararın hukuki bağlayıcılığını etkilemese de, içtihadı birleştirme kararlarında karşı oy gerekçelerinin de yayımlanması, öğretide yürütülecek tartışmalar ve içtihadın gelişiminin izlenmesi bakımından önemli katkı sağlayacaktır.

Bu çalışmada, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı; Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılıkları, öğretide ileri sürülen yaklaşımlar, Büyük Genel Kurulun benimsediği çözüm ve kararın uygulamaya muhtemel etkileri çerçevesinde değerlendirilecektir.

II. Islah Kurumu ve Tartışmanın Kaynağı

Islah, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen; taraflara yaptıkları usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltme imkânı tanıyan istisnai bir usul kurumudur. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, yargılama sırasında yapılan usulî hata ve eksikliklerin belirli sınırlar içinde giderilmesini ve şekil kurallarının hak kaybına yol açmasının önlenmesini amaçlamıştır.

Ancak ıslah kurumunun kapsamı, özellikle dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmen ıslah yoluyla ileri sürülüp sürülemeyeceği konusunda uzun yıllardır hem öğretide hem de Yargıtay uygulamasında tartışılmaktadır.

Bu tartışma yalnızca teorik değildir. İşçilik alacakları, kira, eser ve vekâlet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar ile boşanmaya bağlı malvarlığı davalarında, dava dilekçesinde sehven talep edilmeyen bir alacak kaleminin sonradan aynı davada ileri sürülmek istenmesi uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur.

Bu noktada cevaplanması gereken temel soru şudur:

Dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talep, kısmen ıslah yoluyla sonradan aynı davaya dâhil edilebilir mi?

Bu sorunun cevabı yalnızca HMK'nın 176. maddesinin lafzında aranamaz. Zira uyuşmazlık, usul ekonomisi ile hukuki güvenlik, hak arama özgürlüğü ile taleple bağlılık ilkesi arasında nasıl bir denge kurulacağına ilişkindir. İncelenen İçtihadı Birleştirme Kararı da esasen bu iki yaklaşım arasında bir tercih yapmış ve ıslah kurumunun sınırlarını yeniden belirlemiştir.

III. Yargıtay Daireleri Arasındaki Görüş Ayrılığı

İçtihadı birleştirme kararlarının temel amacı, Yargıtay daireleri arasında aynı hukuki soruna ilişkin ortaya çıkan farklı uygulamaları gidererek hukukta birlik ve öngörülebilirliği sağlamaktır. İnceleme konusu karar da, dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilip edilemeyeceği konusunda Hukuk Genel Kurulu ile hukuk daireleri arasında oluşan görüş ayrılığını gidermek amacıyla verilmiştir.

İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, ilgili daire kararları ve daire başkanlıklarının görüşlerini değerlendirdikten sonra, Yargıtay uygulamasında esasen iki farklı yaklaşımın benimsendiğini........

© Hukuki Haber