ÇOCUKLARA KIYAMIYORUM
Evet yanlış duymadınız. Gerçekten de çocuklara kıyamıyorum. Çocuk ölümlerine sessiz kalamıyorum. Çocukların yaralanmalarına karşı duyarsız olamıyorum. Bir çocuğun istismar edilmesi karşısında her şey normalmiş gibi davranamıyorum. Bir çocuğa zarar verildiğinde “Ama bu benim çocuğum değil ki.” diyemiyorum. Zaten böyle demek de istemiyorum. Zira her çocuğun özel, önemli ve değerli olduğunu biliyorum. Tez çalışmalarım sebebiyle hele ki intihal oranımın ortalamanın altında kaldığı bir dönemde, çocuklarla ilgili kitap hazırlıklarımın sona erdiği ve yakın zamanda kitabımın basım ve yayıma gireceği günlere az kaldığı bugünlerde, ne yazık ki tezimde değindiğim ve son aylarda yoğun şekilde çalıştığım konulara ilişkin yazamıyorum. Kendi yazılarım içerisinde intihal oluşturmak istemiyorum ve mevcut hukuki durumumu korumak istiyorum. Ancak bu durum çocuklara karşı yapılan haksızlıklar karşısında susmam gerektiği anlamına da gelmemektedir.
Çocuklarımızın suçta kullanılmalarına, suça teşvik edilmelerine, suç yoluna itilmelerine son derece karşıyım. Bu tip fiilleri gerçekleştiren kişilerin de hukuki ve daha açık bir deyimle doğrudan cezai sorumlulukları bulunmaktadır. Bu durum bazı hallerde dolaylı fail, bazı hallerde suça azmettiren, bazı hallerde de suça yardım eden sıfatıyla olmaktadır. Ancak her şeyden önce toplum halinde vicdani sorumluluğumuz bulunmaktadır.
Ne yazık ki çok da uzun sayılmayacak birkaç yıl içerisinde ülkemizde yenidoğan bebek ölümlerine, hatta bebeklerin kasten öldürülmelerine vakıf olduk. Suç örgütlerinin çocuklarımızı ele geçirerek onları suçta adete bir canlı silah gibi kullanmalarına vakıf olduk. Çocuklarımızın okullarda, sokaklarda veya bulundukları sair yerlerde yaralanma fiillerine maruz kaldıklarını, öldürüldüklerini, acımasızca katledildiklerini öğrendik. Hatta bir çocuğun yine bir diğer çocuk tarafından öldürüldüğü gerçeğiyle karşı karşıya geldik. Okullara silahlı, bıçaklı ve sair türde saldırıların düzenlendiğini, bu saldırıları yapanların arasında yine çocukların da bulunduğunu gördük.
Annesi tarafından saçları taranıp saçlarına kurdeleler takılarak okula gönderilen çocukların öldürüldüğü haberlerini aldık. Annesinin ve babasının söz söylemeye kıyamadığı, sevmeye doyamadığı çocukların okumak için gittiği okullarından, sabahında el sallayarak çıktıkları evlerine geri dönemediklerini gördük. Giydiği kıyafetin etiketi boynuna batar da acıtır diye bu etiketi kesen anneye çocuğunun ölüm haberinin verildiği bugünlerde, elbette bu çocukların yaşam hakları, anne babanın evlat acıları, toplumun bu acılar karşısındaki çaresiz bakışları ve bu sessizlik son derece acı ve bir o kadar da üzücüdür. Aslında bu durum aynı zamanda düşündürücü ve haklı olarak sorgulatıcıdır.
Anılan bu üzücü ve tarifi imkansız, travmatik olaylara, bebek ve çocuk ölümleri ile bir türlü isim bulunamayan bu suça karışan, yönlendirilen çocuklara aslında hiç yakıştırılamayan ve bu çocukların üzerine kondurulamayan, ne şüpheli ne de sanık denilen, suça sürüklenen olarak bilinen, sonra da adli süreçteki çocuk denilen, ancak adı ne olursa olsun aslında hepsi de bu toplumun birer ferdi olan çocuklarımızın dahil ya da isnadı altında oldukları suçlara, bir de akran zorbalığı adı altında gittikçe yaygınlaşan suç fiilleri dahil edildiğinde artık bu gidişata “Dur!” denilmesi gerekli ve bir o kadar da zorunludur. Yakın zamanda akılalmaz bir vakıa yaşanmış olup bir çocuğun başka çocuklar tarafından sırtı yakılmıştır. Gerçekten de tenha bir alanda yaşı küçük çocuklar tarafından bir diğer yaşı küçük çocuğun kolları tutulup üzerine kolonya dökülüp mağdur çocuk ateşe verilmiştir. Bu olayı yaşayan çocuğun fiziki olarak aldığı yaralar ve bu yaralar sebebiyle çektiği ağrı ve acı kadar bu yaraların kalıcı olma ihtimali ya da uzun vadede geçecek olması, bu süreçte alınacak tedaviciler, çocukta oluşan psikolojik yıkım, korku ve etkilenme düzeyi ile mağduriyetlerin büyüklüğü dikkate alındığında çocuklarımızın güvenle ne okula gidebildikleri ne de sokakta oynayabildikleri görülmektedir. Bunu yapan çocukların da nasıl bir ortamda yetiştikleri sorgulanmalıdır.........
