menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maddi ve Manevi Tazminat (Haksız Fiil ve Kişilik Hakkı İhlali) – Hakaret Davaları Özelinde Doktrinel, Uygulamalı ve Öngörücü Bir İnceleme

28 91
16.02.2026

1. Giriş: Hakaret Olgusunun Özel Hukuktaki Yeri ve Tazminatın Fonksiyonu

Hakaret, gündelik dilde “onur kırıcı söz” gibi basit bir tanıma indirgenebilse de hukuk tekniği bakımından çoğu olayda kişinin şeref, haysiyet ve saygınlığına (dolayısıyla kişilik hakkına) yönelen bir saldırı olarak karşımıza çıkar. Bu saldırı bir yandan ceza hukuku düzleminde yaptırıma bağlanabilirken, diğer yandan özel hukuk düzleminde; saldırının durdurulması, sonuçlarının giderilmesi, düzeltme/yayımlama ve maddi-manevi tazminat gibi araçlarla giderilir.

Özel hukuk bağlamında tazminatın iki temel hedefi vardır:

1) Maddi tazminat: İhlal nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek (zarar–nedensellik–kusur üçgeninde telafi).

2) Manevi tazminat: Kişilik değerlerine yönelen ihlalin yarattığı elem/ızdırap/itibar zedelenmesi gibi parasal olmayan zararları “para ile giderim” veya TBK m. 58’de ifade edildiği üzere başka giderim biçimleri ile dengelemek.

Hakaret davalarında pratikte en yaygın talep manevi tazminat olmakla birlikte; kimi dosyalarda hakaretin iş/meslek itibarına etkisi, müşteri kaybı, gelir kaybı, sözleşme iptali gibi sonuçlarla maddi tazminat da gündeme gelir. Hatta TMK m. 25’te açıkça belirtildiği üzere, tazminat yanında “düzeltme/kararın üçüncü kişilere bildirilmesi veya yayımlanması” gibi talepler, özellikle sosyal medya ve dijital yayınlar çağında stratejik önemdedir.

2. Normatif Temel: Kişilik Hakkının Korunması (TMK m. 24-25) ve Haksız Fiil (TBK m. 49)

2.1. Kişilik hakkı, hukuka aykırılık ve hukuka uygunluk sebepleri

TMK m. 24, kişilik hakkına saldırının temel rejimini kurar: Bir saldırı rızayla, daha üstün özel/kamusal yararla veya kanunun verdiği yetkinin kullanılmasıyla haklı kılınmıyorsa hukuka aykırıdır. Hakaret iddiasında en kritik tartışma alanı, eylemin “eleştiri sınırları içinde kalıp kalmadığı” ve “ifade özgürlüğü / kamusal yarar” tartımıdır. Özel hukuk hâkimi; söylenen sözlerin bağlamını, taraflar arasındaki ilişkiyi, olayın gerçekleştiği platformu (yüz yüze mi, sosyal medya mı, kalabalık ortam mı), hedef alınan kişinin kamusal figür olup olmadığını değerlendirir.

Bu noktada “doktrinel” düzlemde öne çıkan ayrım şudur:

• Değer yargısı/eleştiri: Sert dahi olsa belirli ölçülerde korunabilir.

• Somut isnat/olgu iddiası: Gerçek dışı, küçük düşürücü, itibarı sarsıcı ise kişilik hakkı ihlaline daha kolay vücut verir.

• Sırf sövme/aşağılama: Toplumsal değerler ve ölçülülük bakımından çoğu durumda hukuka aykırılık tespiti daha kolaydır.

2.2. Haksız fiil sorumluluğu: Kusur, zarar, illiyet

TBK m. 49; kusurlu ve hukuka aykırı fiille zarar verenin tazmin yükümlülüğünü kurar. Hakaretin (kişilik hakkına saldırının) haksız fiil sorumluluğu doğurması için tipik olarak şu yapı kurulur:

• Fiil: Hakaret oluşturan söz/yazı/paylaşım.

• Hukuka aykırılık: TMK m. 24’e göre saldırının haklı kılınmaması.

• Kusur: Kast çoğunlukla vardır; en azından ihmal tartışılabilir.

• Zarar: Manevi zarar (saygınlığın sarsılması, elem) ve/veya maddi zarar (gelir kaybı vs.).

• İlliyet bağı: Hakaret ile zarar arasında uygun nedensellik.

Hakaret dosyalarında çoğu kez “maddi zarar” kalemi tartışmalı olur; çünkü gelir kaybının hakaretten doğduğunu ispat, manevi zararın ispatından daha zordur. Bu nedenle uygulamada iyi kurgulanmış bir davada, maddi tazminat için somutlaştırma (hangi sözleşme, hangi müşteri, hangi ciro düşüşü, hangi iptal e-postası vb.) kritik rol oynar.

3. Manevi Tazminatın Niteliği, Amacı ve Takdir Kriterleri (TBK m. 58 ve İçtihat)

3.1.........

© Hukuki Haber