menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ruh sağlığı için "tasarruf modu"

20 0
10.02.2026

Yaşadığımız coğrafyadaki veya dünyanın çeşitli yerlerindeki haberleri takip ettiğimizde, artık çoğunlukla insanlığın en karanlık yüzüyle karşı karşıya geliyoruz. Bu karanlık yüzleşmeyi dengeli bir insan psikolojisinin uzun süre taşıyabilmesi mümkün değil... Peki bu durumda ne yapabiliriz? Artık haberleri takip etmeyi bırakalım mı yoksa bu maruz kalma eylemine kendimizi teslim ederek giderek vicdan ayarlarımızın bozulmasına, bir başka deyişle "duyarsızlaştırılmaya" izin mi verelim?

Bu soruya cevap aramadan önce yukarıdaki cümlede geçen bir kavrama açıklık getirmek gerekiyor: "Maruz kalma"... Çoğu insan artık ülkesinde ve dünyada olanları dijital medya araçlarını kullanarak takip ettiğinden, sözü geçen "maruz kalma" durumu çok daha yoğun yaşanıyor. Önce bir haberin başlığını görüyorsunuz, tam olarak ne olduğunu anlamak için tıkladığınızda bir süredir "hassas içerik" diye tanımlanan bir görüntüyle karşılaşabiliyorsunuz. Sözüm ona oldukça "hassas" olan bölümleri siyah yamalarla veya bulanıklaştırma gibi yöntemlerle gizleniyor ama sonuçta o görselde ne olduğu aşağı yukarı tahmin edilebiliyor. Birden zihnimize bu görselle bağlantısı olan birçok olumsuz kavram üşüşüyor ve sürece paralel bir duygu dalgası yaşıyoruz. Bu sürecin bedenimizdeki gerçekleşme hızı, yazarak anlatma süresinin kat be kat üstünde... Dolayısıyla bizim bilinçli olarak, kendi irademizle yapabileceklerimiz ancak "maruz kalma" süreci başladıktan sonra söz konusu olabilir.

Bir anda gözümün önüne düşen "hassas" görüntülerin, kalabalık bir yerde istemeden kulağımıza ulaşıp tüylerimizi diken diken eden bilgilerin bünyemizde başlattığı içten tüketim sürecini nasıl durdurabiliriz? Bunu başarabilmek için öncelikle bedenimizle, zihnimizle ve duygularımızla ilgili güçlü bir farkındalık geliştirmeliyiz. Bu ne anlama gelir? Örneğin; bedenimize zarar veren yiyecekleri tükettiğimizi ancak sağlık sorunları yaşadığımızda ya da kıyafetlerimize sığmamaya başladığımızda fark etmemeliyiz. Ya da fiziksel/ruhsal kapasitemizi aşabilecek yardımları çevremize sunup bir süre sonra tükenmiş hissettiğimizde pişmanlık ve mahçubiyet hissetmek yerine, sınırlarımızı iyi bilip daha dikkatli yardım tekliflerinde bulunmalıyız. Bu........

© HTHayat