Tüketimde duygusal boşluğu doldurmanın 4 pratik yolu
Gün boyu bastırılan duyguların faturası, 'buna değerim' fısıltısıyla kredi kartına kesiliyor. 'Yönetilen Kalp' tuzağından çıkıp zihinsel ve finansal dengeyi kurmanın ipuçları...
Sabah 09.00’da başlayan yüksek tempolu toplantıda, yine en profesyonel maskesini taktı. Kriz anında ortamı sakince yumuşattı, çatışmak üzere olan iki tarafı idare etti, müşterinin aksi tavrına içtenlikle gülümsedi ve gün boyu tüm öfkesini, yorgunluğunu, kırgınlığını profesyonellik adına bastırdı. Dışarıdan bakıldığında işini yapan, düzeni sağlayan, sistemin çarklarını döndüren bir çalışan kadındı.
Saat 21.30’da eve dönüp yalnız kaldığında, birikmiş psikolojik yorgunlukla içsel bir hesaplaşma başladı: Kimimiz "Bütün gün herkesin kahrını çektim, bunu hak ettim" diyerek hiç ihtiyacı olmayan elbiseyi sepete ekledi; kimimiz "Cildime ve sağlığıma yatırım yapıyorum" tesellisiyle bin 200 TL’lik gece serumunu sipariş etti; kimimiz ise zaman ayıramayacağını bildiği halde "Kendimi geliştirmeliyim" hissiyle online atölyeye kaydoldu.
Belki elbiseye mesafeli durabiliriz ama çoğumuz o gece maskesine ya da atölye kaydına hayır diyemeyiz. Aslında kaçacak yerimiz yok; tüketim toplumu o kadar rafineleşti ki bize öz değerimizi artık 'sağlıklı yaşam', 'kendine yatırım' ya da 'evini sığınak yapma' ambalajıyla satıyor. Gün boyu harcanan ağır yükün ardından bir seruma, özel bir kahve çekirdeğine ya da atölye kaydına sığınıp adını da koyuyoruz: "Kendime değer veriyorum." Oysa harcanan şey bütçe, satın alınan şey ise sadece geçici bir 'yeterlilik' hissiyatı...
Tencerenin buharı ve Yönetilen Kalp
Bu durum, mutfakta ocağın altı sonuna kadar açıkken tencerenin kapağını zorla kapatıp buharı içeride tutmaya benzer. İçeride biriken basınç bir noktada tahliye edilmek ister. Gün boyu iş hayatında ya da ev içinde gülümsemek, sabırlı olmak ve duygularını ‘yönetmek’ zorunda kalan kadın, gece odasına çekildiğinde içindeki basıncı düşürecek bir supap arar. Sepeti onaylama anı, bastırılan duyguların "Ben de buradayım!" çığlığı gibidir.
Sosyolog Arlie Hochschild, The Managed Heart (Yönetilen Kalp) kuramında tam da bu mekanizmayı anlatır. Bireyin hissettiği öz duygular ile sergilemek zorunda olduğu hisler arasındaki uçurum, görünmeyen ama insanı tüketen bir ‘duygusal emek’ doğurur. Bu süreçte üç aşamalı bir döngü yaşarız:
-Duygusal emek (Gün içindeki yük): Sabır, gülücük ve idare etme becerisi bir sermaye gibi harcanır.
-Yönetilen Kalp (Yabancılaşma): Gerçek hisler bastırıldıkça içsel bir........
