Kredi kartına yüklenmeden bütçeyi denkleştirmek
Asgari ödeme tutarını ödeyip ‘”Borcumu kapattım’ diyenlerden misiniz? BDDK’nın 1 Ekim düzenlemesiyle gelen rahatlama kalıcı değil, aksine asgari ödemede kalmak borcunuzu bileşik faizle daha da katlayabilir. 2027'deki gelire endeksli limit dönemi gelmeden sızıntıları kapatacak ve kredi kartına yüklenmeden hane bütçesini denkleştirecek pratik çözümler...
Ekim ayı ile birlikte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndan (BDDK) hane bütçelerini yakından ilgilendiren bir hamle geldi. BDDK, 1 Ekim 2026 tarihi itibarıyla kredi kartı ödeme şartlarında ve tüketici kredilerinde yeni bir dönem başlattı. Daha önce 50 bin TL olan yüzde 20 asgari ödeme limiti, 100 bin TL’ye çıkarıldı. Yeni duruma göre, limiti 100 bin TL ve altı olan kartlarda dönem borcunun yüzde 20'si; 100 bin TL üzerindeki kartlarda ise dönem borcunun yüzde 40'ı asgari ödeme tutarı olarak uygulanıyor. Böylece kredi kartı 50 bin-100 bin TL limit aralığında olanlar için aylık asgari ödeme yükü, yarı yarıya hafifleyerek rahatlama sağladı.
Bloomberg HT'de yer alan değerlendirmelere göre amaç, dar ve orta gelirlinin borcunu yasal takibe düşürmeden çarkların dönmesini sağlamak. BDDK'nın yeni düzenlemesi, ödeme gücünü destekleyecek. Ancak ekonomistler ve finans yazarlarının ortak uyarısı; asgariyi yüzde 20 ödemenin borcu sıfırlamadığı, aksine kalan borca binen bileşik faiz nedeniyle uzun vadede daha büyük bir yük getirdiği. Ayrıca bu rahatlamanın kalıcı olmadığı, 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek gelire endeksli limit düzenlemesi ile gelirin çok üzerinde tanımlanmış yüksek kart limitlerinin otomatik olarak düşürüleceği belirtiliyor. Limitler kilitlendiğinde borç yükü altında kalmamak için şimdiden borçların eritilmesi öneriliyor.
Cüzdanlara nefes aldıracak
Uzmanlar, asgari ödeme oranındaki rahatlamanın bir ‘yalancı rahatlama’ yaratmaması ve kart limitlerinin bir ‘gelir’ gibi kullanılmasının önüne geçilmesi konusunda uyarıyor. Uzmanlara göre, BDDK'nın bu asgari ödeme kararı can simidinden çok, suda kalma süresini uzatan bir araç. Asıl tehlike, bu geçici rahatlamayı bir 'ek bütçe' sanıp, kişilerin harcama alışkanlıklarını değiştirmemesi.
Borç düşmüyor, zamana yayılıyor
Çünkü ekstrede görülen ‘asgari ödeme tutarı’, "Borcumu ödedim, sorumluluğumu yerine getirdim" yanılsaması yaratıyor. Rakam küçüldükçe ‘yalancı’ bir rahatlama hissediyoruz. Oysa asgari ödeme; borcu eriten bir mekanizma değil, borcu yüksek faizle sonraki aya devretme ücreti.
Bütçeyi denkleştirmek için
Peki, hangi harcama alışkanlıkları nasıl değiştirilmeli?
Nobel ödüllü ekonomist Richard Thaler'ın kavramsallaştırdığı ‘zihinsel muhasebe’ teorisi, abonelikler ve fark edilmeyen kotalar gibi küçük ve otomatik kesintileri kişilerin ‘harcama’ olarak kodlamadığını gösteriyor. Thaler’in bu teorisinin yanı sıra Kakeibo yöntemi gibi davranışsal ekonomi ilkeleri ile hane halkı tüketim verileri ışığında evdeki harcama sızıntıları önlenebilir. Aylık giderlerde yüzde 10-15 hareket alanı........
