Gönüllü çocuksuzluk üzerine
Çocuk kadınların çapasıdır yazmıştı biri geçenlerde. Katılıyorum. Ebeveynlerin değil ve de evet, kadınların. Bir başka sosyete magazini düştü sonra. Boşandığı karısına ve çocuğuna nafaka vermeyi kesinlikle reddeden bir adam. "Çocuğun okul parasına bile katılmam" diyor. Kadın, "O zaman soyadını da verme" diye karşılık veriyor. Adamın cevabı "hayhay" oluyor. Erkeklerin çocuktan da boşandığını çok senaryoda görüyoruz. Evli olunan ya da olunmayan hallerde çocuklar annenin bakım ve sorumluluğuna bırakıldığı için, annelik bir mertebe görüldüğü için, kutsal annelik masalı altında kadınlar zapturapt altına alındığı için; bu annelik meselesi kadınlar için o kadar da kolay değil. Ama özgürlük kısıtlayanın kim olduğu konusunda şüphelerim var.
Ebeveyn olmanın bedeli orantısız şekilde kadın üstünde doğduğundan “ben özgürlüğümü feda etmek istemiyorum” şiarıyla çocuk yapmayı reddeden kadınlar olmasını çok iyi anlıyorum. Çünkü bu çözümlerin en pratik olanı. Kadınlara çocuk yapma baskısının büyüklüğü vesilesiyle, çocuk yapmayı reddeden kadınların daha da yüksek ses çıkardıklarını da görüyorum ve anlıyorum. Hatta ve hatta “yapmıyorum ulan var mı itirazınız” yaklaşımının zaman zaman “zaten yapanların da boktan hayatları var, ben bu boktan hayatları reddediyorum” saldırısına dönüştüğünü de kaygı içinde izliyorum.
Evet çocuk yapmakla bedeni üzerinden bir mücadeleye girenler kadınlar. Evet çocuk erkeklerin değil kadınların kariyerlerini çoğu zaman tepetaklak ediyor. Ve evet özgürlükleri üzerinden bedel ödeyenler yine kadınlar. Çocuk yapmanın bir tercih değil bir norm olmasının cinsiyeti var mı pek emin değilim. Erkeklere yönelik de böyle bir beklenti olduğu kanaatindeyim açıkçası. İlkel bir dürtü bu malum. Sağlıklı herkesin genlerini bir sonraki nesle aktarması bekleniyor toplum olarak. Fakat bu beklenti erkeklerde, kadınlarda olduğu gibi bir öfke yaratmıyor. Sebebi de yukarıda saydıklarım.
Instagram’da gönüllü çocuksuzluk üzerine içerik üreten bir sayfaya denk geldim. Bu yazıyı yazmamı tetikleyen o sayfa oldu esasen. Bir kere sayfada uzun uzun “gönüllü çocuksuz” kavramı tanımlanıyor, aslında hiçbir........
