Annelerimizle neden geçinemiyoruz? Part 2
Bundan üç sene önce de bu başlıkta bir yazı yazmıştım. Bir spikerin annesinden gelen demotive edici mesajlarından oluşan bir reels videosu paylaşması ile bu konu yeniden gündemimiz oldu. Biraz daha bahsedelim isterim.
İyi baba olmak çok kolayken, iyi anne olmanın ne kadar zor olduğunu başka zamanlarda uzun uzun konuştuk. 50 sene önce bir babadan beklenenle bugün bir babadan beklenen arasında dağlar kadar fark yok. En ufak bir katkısı, söz gelimi iş çıkışı çocuğunu parka götürmesi bir baba açısından çok büyük bir alkış sebebiyken, bir anne için bu bir alkış sebebi olmadığı gibi o annenin işte çocuğundan ayrı geçirdiği zaman için suçlu hissetmesi beklenir. Neden devamlı anne yaralarını konuşuyoruz da babaların yokluklarıyla derinleştirdikleri bu yaraları o kadar da konuşmuyoruz konusu da önemli bir başlık, bu vesileyle onu da bir kenara park ediyorum.
İyi anne olmanın çok zor olmasının yanı sıra kötü anne olmanın da çok kolay olduğu bir denklemle karşı karşıyayız çünkü kadınlardan almadıkları bir sevgiyi/ilgiyi vermeleri bekleniyor. Kadınların kız çocuklarına karşı daha merhametsiz, daha sevgisiz, daha tahammülsüz olmaları altında ne yazık ki yine kadın düşmanlığı ve ataerkil kodlar yatıyor.
Her şeyden önce “kendini gerçekleştiremeyen annelerin kendini gerçekleştiren kızları”na öfkelenmeleri dengesine bir bakalım. Bir kadının kendini gerçekleştirememesi, bir erkeğin kendini gerçekleştirememesinden çok daha muhtemeldir. O sebepledir ki etrafta sürekli kendi istediklerini yapamamış, koca bir ömrü ziyan etmiş, kendisine ebeveyn olmak dışında bir role sahip olma imkânı verilmemiş, başka bir seçeceği olmadığından kendisini çocuğu üzerinden tanımlayan ve buradan hareketle de çocuğu üzerinde iktidar kurmaya çalışan kadınlara, erkeklere rastladığımızdan daha sık rastlarız. Çünkü erkeklere zaten baba olmak dışında bir hayat kurma imkânı verilmiştir. Babalık “bir erkeğin başına gelen en güzel şey” ve diğer her şeyden önemli olan “en asli vazifesi” olarak tanımlanmaz. Yani kadınların anne-çocuk ilişkisi üzerinden yaşadıkları gerilimli hat bireysel bir seçimden ziyade toplumsal bir inşadır.
Kadının, kendi gençliğinde ulaşamadığı hedefleri kızının gerçekleştirdiğini gördüğünde, bilinçdışı bir öfke, bir kıskançlık biriktirdiği söyleniyor. Kabul. Bunun farkına varmak, bunun üzerine çalışmak, bunu sönümlemek için çabalamak elbette ki bireysel bir sorumluluk. Peki etrafta neden........
