Türklük ve Milliyetçilik
‘’Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Soyunuz sopunuzla birbirinize karşı övünesiniz diye değil, birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en şerefliniz, Allah’a karşı saygısı, korkusu ve O’nun yasaklarından kaçınıp emirlerine itaati en yüksek olanınızdır. Hiç şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.’’( Hücurat suresi 13. Ayet)
İnsanlar arasındaki üstünlük ancak ve ancak Takva iledir soyların neseplerin ırkların birbirlerine karşı üstünlüğü yoktur. Ama gerçek olan şu ki İslam’da Millet Kavim vardır ve insanlar Kavimlerini Milletlerini sevmekle yükümlüdür.
Ne Hikmetse bazıları İslam’da Millet Kavramı Yoktur, Ümmet Kavramı vardır diyerek soyunu nesebini inkâr eder noktaya gelmişlerdir. Siz Irk Soy Nesep Millet kavramlarını haşa Cenab-ı Mevla’dan ve Peygamber efendimizden daha mı iyi biliyorsunuz. Ayeti kerime gayet açık ve nettir.
Peygamber efendimiz ilk ezanı okutacakken Bilal-i Habeşi (R.A) a seslenerek ‘’Ey Habeşli Bilal gel Ezanı Oku’’ diye seslenerek ona kavmi ile milleti ile hitap etmiştir. Tutup ta Ey Müslüman Bilal gel Ezanı oku dememiştir.
‘’Vatan Sevgisi İmandandır’’ Hadis-i Şerifince eğer ortada bir vatan varsa onu oluşturan bir Millet Kavim de mutlaka vardır. Ve Müslümanlar Vatanını ve Milletini Neslini sevmek mecburiyetindedirler.
İslam’a göre sadakalar zekâtlar kimlere verilir ölçü nedir biliyor musunuz? Önce akrabalarınızdan fakir ve yoksullara verecekseniz şayet yoksa bulunduğunuz sokağa bakacaksınız, yoksa mahallenize bakacaksınız orada da yoksa yaşadığınız beldeye bakacaksınız ölçü budur. Bu ölçü bile en yakınını çevreni beldeni sevmek yardım ve destek açısından önemli bir gerçektir. Eğer bunların dışına çıkıyorsanız o da insanların tercihidir.
Şimdi değerli okuyucularım,
Milletimi Seviyorum Soyumu Sopumu seviyorum ve bu sevgim asla ve asla herhangi bir millete karşı üstünlük seviyesinde değildir. Eğer milletimi sevmek Milliyetçilik ise evet ben milliyetçiyim. Milliyetçiliğim Ehl-i Sünnet vel Cemaat çizgisinde İslam’ın emir ve müsaade ettiği ölçüdedir. Milliyetçiyim Devletimi seviyorum zira bu sevgim İmanımın ve inancımın bir parçasıdır.
Üzerinde yaşadığımız coğrafya, üstünde yaşayanları, kültürel dokusu ve yapısı, tarihi, üzerinde taşıdığı tarihi eserleri, tabii görünümü, iklimi ve birçok zenginliği bakımından sevmeyi hak etmektedir. Hadiste, “Vatan sevgisi imandandır” buyrulmuştur.
Bu yurt, dedelerimizin kanlarıyla, terleriyle, elleriyle, emekleriyle, ilmik ilmik ördükleri desenleriyle ve motifleriyle yurt olmuştur. Şair ne güzel demektedir;
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa, vatandır.
Öyleyse bu toprakların kıymetini bilip, vatanın namus olduğu bilinciyle onu koruyup-kollayacağız; emeğimizle çabamızla daha da güzelleştireceğiz.
“Eğer onlara, ‘Kendinizi öldürün!’ yahud, ‘Vatanlarınızdan çıkın!’ diye emretmiş olsaydık içlerinden ancak çok az kısmı bunu yapardı. Halbuki kendilerine verilen nasihati dinleselerdi, bu onlar için daha hayırlı olurdu” (Nisâ suresi 66 ncı ayet).
Anadolu’nun ve Türklerin Araplaştırılması, esas Yavuz Sultan Selim’in 1517 yılında halifeliği almasıyla başlar. Ancak Arap dünyası halifeliğin kendilerinden alınmasına şiddetle karşı çıktı ve “Türk halifeye biat etmeme” kararı verdi.
Mısır’dan ve Arap dünyasından 2 bin civarında ulema ve molla belirlendi, bunlar İstanbul’a davet edildi, kendilerine para, altın, mal mülk arazi verilerek kalıcı olarak yerleştirildi. İmparatorlukta “Türk’üm” veya “Türkmen’im” diyenler “Kızılbaş” diye aşağılandı, dışlandı, hatta kafası kesildi. Tarihi kayıtlara göre, bu dönemde Kuyucu Murat Paşa’nın “Türk’üm-Türkmen’in” dedikleri için kafasını kesip kuyulara doldurduğu insan sayısı 158 bindir.
Osmanlı’nın son 350 yılı, ilk 250 yılın aksine Türklere zulümle geçer. 1603 yılına gelindiğinde Türk tekkeleri yasaklanır, yerine Halid-i Nakşi Kürt-i tekkeleri kurulur. Aynı dönemde Türkler saraydan, ordudan ve mevcut idari yapıdan tasfiye edilir.
Yine aynı dönemde, Türklerin siyasi ve askeri gücünü kırmak için Arap mollaların fetvalarıyla sadece Türklerden oluşan “Serdengeçti Birlikleri” oluşturuldu, Türkler ön saflarda savaştırılarak kırdırıldı.
Mevlanaların, Yunus Emrelerin, Hacı Bektaşilerin, Seyit Gazilerin, Ahmet Yesevilerin, Osmanlı’yı kuran Şeyh Edibalilerin, Akşemseddinlerin İslam’ı İslam değil miydi de; İslam’ı Ebu Suudlara teslim ederek koskoca bir imparatorluğun yıkılışına sebep olundu bunu gayet ve açık net bir biçimde sormak en doğal hakkımızdır.
Osmanlı padişahları Yavuz Sultan Selimden sonra; tebaası arasında yer alan Türkleri etrak-ı bi idrak (Akılsız Türk) diye aşağılarken, kavmi necip (şerefli kavim) diye Arapları yüceltirken, Yavuz’dan sonra Osmanlı’da Türk asıllı bir bürokratı, devlet yetkilisini ancak ilaç niyetine ararsan çok nadir bulunurdu.
Türkler, aklen ve vicdanen kendi örf adet ve geleneklerinden, Milli ve manevi İnançlarından koparıldığı an Anadolu, dünyada her dinden selefinin yaşadığı yerlerdeki gibi bir kan gölüne dönmeye hazır hale gelmiş demektir.
Dünya görüşümüz ne olursa olsun, ideolojik fikri yapımız ne olursa olsun bu topraklarda yaşayan tüm Türkler Milliyetçi olmalıdırlar. Solcu iseniz Milliyetçi Solcu Olun,
Devrimci iseniz Milliyetçi Devrimci olun, Tarikatçı cemaatçi iseniz Milliyetçi bir Tarikat Cemaat Mensubu olun. Atatürkçü iseniz onun ilkelerinden biri olan Milliyetçilik ilkesine bağlı olun. Milletimizi ve Devletimizi sevelim ve bağlı kalalım. Ne ABD, NE İSRAİL, NE RUSYA, NE ÇİN, NE İNGİLİZ, NE ALMANYA VS. HAYRANI OLUN VESSELAM.
GÜNÜMÜZÜN HAYRI VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN.
ALLAH(C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.
