menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasal iktidarların eğitim politikalarını daha muhafazakar ve ideolojik bir çizgiye yöneltmesinin temel nedenleri nelerdir?

26 0
01.04.2026

"Eğitim bir hak, kamusal bir sorumluluktur. Parası olanın nitelikli eğitime eriştiği bir sistemi kabul etmiyoruz; kamusal, eşit ve bilimsel eğitim için mücadelemizi sürdüreceğiz."

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ile eğitim problemlerimiz üzerine konuştuk.

Siyasal iktidarların eğitim politikalarını daha muhafazakâr ve ideolojik bir çizgiye yöneltmesinin temel nedenleri nelerdir? Bu yönelim eğitim sistemi ve toplum üzerinde nasıl sonuçlar doğurur?

Siyasal iktidarların eğitim politikalarını muhafazakâr ve ideolojik bir çizgiye yöneltmesinin temel nedeni, eğitimin toplumsal bilinç üzerindeki belirleyici rolüdür. Bilimsel ve akademik temele dayanan; kültürel ve sanatsal faaliyetlerle desteklenen bir eğitim anlayışı bireyi özgürleştirir. Özgür bireyler “kul” ya da “tebaa” olmayı reddeder; yaşamları, bedenleri ve gelecekleri hakkında karar verme iradesini kendilerinde görür, nasıl bir ülkede ve hangi yönetim anlayışıyla yaşamak istediklerini açıkça ifade ederler.

Tam da bu nedenle eğitim, siyasal iktidarlar açısından ideolojik bir alan haline gelmektedir. İktidar, kendi siyasal ve ideolojik ihtiyaçlarına uygun bir toplumsal yapı oluşturmak amacıyla eğitim sistemini dönüştürme ısrarı göstermektedir.

Anayasa ile güvence altına alınmış laik ve seküler yaşam ilkesinin aşındırılmasına yönelik uygulamalar dikkat çekicidir. Milli Eğitim Bakanlığı politikalarında görülen müfredat değişiklikleri ve toplumu ayrıştıran pratikler, eğitimin bilimsel ve birleştirici niteliğiyle çelişmektedir.

Kamu emekçileri genel olarak, eğitim emekçileri ise özel olarak; ekonomik, özlük, demokratik, siyasal ve sosyal haklar açısından hangi temel sorunlarla karşı karşıyadır? Bu sorunların kaynağı nedir?

Kamu emekçileri bugün etnik, siyasal ve sendikal kimlikleri üzerinden ayrıştırılmakta; bu uygulamalar işyeri barışını bozmakta ve kamu hizmetinin verimli yürütülmesini engellemektedir. Liyakat yerine sadakat anlayışının yerleşmesi, kamuda ciddi bir kurumsal yozlaşmaya yol açmıştır.

Ekonomik açıdan ise kamu çalışanları ağır bir gerileme yaşamaktadır. Açlık sınırının 40.000 TL’yi, yoksulluk sınırının 100.000 TL’yi aştığı bir dönemde maaşlar yoksulluk sınırının yarısına dahi........

© HalkTV