menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zincir spor salonlarında çalıştırılan fitness eğitmenlerine şirket kurdurma modeli neden denetlenmiyor? 7 Temmuz 2026

18 0
07.07.2026

Türkiye’de çalışma hayatında yeni bir sorun büyüyor. Bazı sektörlerde işçi istihdam etmek yerine çalışanlara şirket kurduruluyor, vergi mükellefi yapılıyor ve işçi-işveren ilişkisi, fatura düzeni üzerinden farklı bir hukuki görünüm kazandırılarak yürütülüyor.

Kâğıt üzerinde her şey hukuka uygun gibi görünüyor.

Çalışan vergi mükellefi…

Bağ-Kur primini kendi ödüyor…

Ancak işyerine girdiğinizde bambaşka bir tabloyla karşılaşıyorsunuz.

İşe giriş ve çıkış saatleri var…

Performans takibi var…

Yani fiilen işçi gibi çalışma var; ancak kâğıt üzerinde işçi statüsü bulunmuyor.

Yakın zamana kadar özel hastanelerde çalışan hekimlerin çalışma biçimi de benzer tartışmalara konu olmuştu. Bugün ise aynı tartışma motor kuryeler üzerinden devam ediyor. Vergi mükellefi olmak ve fatura kesmek, tek başına bağımsız çalışma ilişkisinin varlığını göstermeye yetmiyor.

Ancak bu yazının konusu ne hekimlerdir ne de motor kuryeler…

Asıl dikkat çekmek istediğim alan, Türkiye genelinde faaliyet gösteren zincir spor salonlarında çalışan fitness eğitmenleridir.

Bu salonlarda görev yapan birçok fitness eğitmeni, danışanlarına bireysel antrenman hizmeti vermek amacıyla vergi mükellefi oluyor ve verdiği özel ders karşılığında danışanına fatura kesiyor. Bağ-Kur primini de kendi cebinden ödüyor.

İlk bakışta bu çalışma modeli hukuka uygun gibi görünebilir.

Ancak fiili çalışma düzenine bakıldığında farklı bir tablo ortaya çıkıyor.

Bu eğitmenler yalnızca danışanlarına özel ders vermiyor.

Aynı zamanda spor salonunun günlük işleyişinin ayrılmaz bir parçası olarak görev yapıyor.

Salon üyeleriyle ilgileniyor.

Yeni üyelere destek oluyor.

Ekipmanların doğru kullanımını gösteriyor.

Salonun hizmet kalitesinin devamı için görev alıyor.

Bunun........

© HalkTV