Polisin özlük haklarının korunması, toplumun güvenliğinin teminatıdır! 7 Ağustos 2026
Polislik; insanın kendi canını ikinci plana atarak milletin canını, malını ve huzurunu koruma sorumluluğunu üstlendiği kutsal bir kamu görevidir.
Bayramda herkes ailesinin yanındayken o görev başındadır. Gece şehir uyurken o sokaktadır. Depremde, selde, yangında, terör saldırısında, toplumsal olayda ve en çaresiz anlarımızda ilk gördüğümüz üniforma çoğu zaman polis üniformasıdır.
O üniforma yalnızca devleti temsil etmez.
O üniformanın içinde bir anne, bir baba, bir eş, bir evlat ve yorulan bir insan vardır.
Ne var ki toplumun güvenliğini sağlayan polislerin kendi hayatlarında taşıdığı yükü çoğu zaman görmüyoruz. Onları yalnızca görev başında hatırlıyor, yaşadıkları ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunları ise üniformanın ardında bırakıyoruz.
Son yıllarda kamuoyuna yansıyan polis intiharları, artık geçiştirilemeyecek kadar ağır bir meseledir.
Her intihar, geride kalan bir aile, yarım kalan bir hayat ve cevapsız bırakılmış sorular demektir.
Bu acıları yalnızca kişisel sebeplerle açıklamak, kurumsal sorumlulukları görmezden gelmek olur.
Elbette her vakanın kendine özgü şartları vardır. Ancak uzun çalışma süreleri, düzensiz mesai, tayin baskısı, ekonomik kaygılar, aile hayatının bozulması, amir baskısı iddiaları, değersizlik duygusu ve gelecek endişesi gibi sorunların polislerin omuzlarında ağır bir yük oluşturduğu da inkâr edilemez.
Bir insan sürekli güçlü görünmeye zorlanıyorsa, bir süre sonra yardım istemeyi zayıflık olarak görebilir.
Polislik mesleğinin en büyük çıkmazlarından biri de budur.
Vatandaşın derdini dinleyen polis, kendi derdini kime anlatacaktır?
Her gün insanların kavgasına, acısına, ölümüne, şiddetine ve çaresizliğine tanık olan bir görevli, yaşadığı ruhsal yıpranmayı hangi güvenli ortamda paylaşacaktır?
Psikolojik destek almak isteyen personel, bunun siciline veya mesleki geleceğine olumsuz yansıyacağını düşünüyorsa, orada gerçek anlamda bir destek sisteminden söz edilemez.
Polise yalnızca “güçlü ol” demek çözüm değildir.
Asıl çözüm, onun yükünü hafifletmektir.
Çalışma hayatının temel prensiplerinden biri, insanın bedensel ve ruhsal bütünlüğünün korunmasıdır. Kamu görevlisi olmak, bu hakkın ortadan........
