Cemevi Dedeleri ile yöneticilerinin ve Bektaşi Babalarının yeni Alevilik Projesi 16 Temmuz 2026
Batıni Anadolu Aleviliği, evrensel bir öğreti olup, inanç sahiplerinin karakterini belirleme gücü ile bir yaşam kültürü olarak da toplumsal yapıyı şekillendirir. Dili, dini, mezhebi, rengi ve cinsiyeti ne olursa olsun, 18 bin alemin bir ve eşit olduğunu savunarak her türlü ikiliği ve ayrımcılığı kökten reddeder. Bu felsefi derinlik Anadolu Aleviliği’nin inanç anlayışına, ahlaki pratiklere, yaşam biçimine ve cem erkanlarında yürütülen ritüellere doğrudan yansır. 72 millete bir nazarla bakmak ilkesi, bu evrensel duruşun en yalın ifadesidir. Bu bakış açısının toplumsal hayattaki karşılığı ise ortak aklın, ortak üretimin ve adil paylaşımın rızalık esasıyla hayata geçirilmesidir.
Ancak bugün sormamız gereken can alıcı soru şudur: Günümüz Cemevi Dedeleri ile yöneticileri ve Bektaş Babaları bu evrensel duruşun neresindedir?
Ne yazık ki bugün Alevi öncü kadrolar da bireyselci, bencil, doğayı ve insanı sömüren, sürekli karşıtlıklar üreten sistemin stratejik asimilasyonlarına açık, burjuva kültürünün kuşatması altındadır ve bu kültüre büyük oranda teslim olmuş durumdadır. Aleviliğin özündeki incinsen de incitme düsturunun yerini burjuva dünyasının acımasız rekabeti alırken, her ne ararsan kendinde ara bilgeliğinin yerini ise dış dünyayı ve ötekini suçlayan, sürekli düşman üreten bencil bir dil almıştır.
Aleviliğin temel felsefesi olan batıni özlü anlayışı, insanın özündeki kutsallığı ve dolayısıyla tüm insanlığın eşitliğini savunur. Bugün ise Alevi yaşam pratiği insanı insana yabancılaştıran, sınıfsal uçurumları ve mülkiyet hırsını meşrulaştıran modern dünya değerlerine boyun eğmektedir. Anadolu Alevi inancının öngördüğü paylaşımı, rızalığı ve ortak üretimi esas alan Rıza Şehri ütopyası anlayışı, yerini kapitalist sistemin tüketim çılgınlığı anlayışına bırakmıştır. Sisteme entegre olan Alevilerin öncü kadroları da bu anlayışın devamı için elinden geleni ardına koymuyor.
Alevilerin mevcut bencil sisteme karşı sessiz kalışı, kültürel ve felsefi olarak asimile edildikleri gerçeğini gölgeliyor. Bu durum ya fark edilmiyor ya da ısrarla görmezden geliniyor. Oysa asıl büyük tehlike tam da buradadır. Fiziksel baskılardan veya mezhepçi politikalardan daha tehlikeli olanı Aleviliğin insanlığı kucaklayan o muhteşem evrensel ahlakının ve hümanist özünün, burjuva yaşam biçimi içinde eritilerek yok edilmesidir. Bu asimilasyon, Aleviliği tarihsel bağlamından, felsefi özünden koparıp içi boşaltılmış, sadece şekilden ibaret ritüeller bütününe indirgemektedir.
Siyasetin arka bahçesi haline getirilen Alevilik
Tarih boyunca hiçbir din ve inanç, siyasetin dışında ve ondan bağımsız olarak var olmamıştır. Krallardan padişahlara, peygamberlerden havarilere, halifelere kadar tüm tarihi kişilikler aynı zamanda döneminin siyasi aktörleriydi. Bugün de durum farklı değil. Türkiye’deki çarpık laiklik anlayışı ve antidemokratik yapı, inanç alanının özerkliğini yok ederek siyasetçilerin bu alanı kolayca manipüle edebilmesine zemin hazırladı.
"Minareler süngümüz, camiler kışlamız" diyerek İslam'ı ve kurumlarını siyasi çıkarlarına alet edenler, dini kendi düzenlerinin teminatı ve başlıca aracı haline getirdiler. Çok partili döneme geçişle birlikte toplumsal alanda görünür olan Alevilik de resmi olarak tanınmasa bile, egemen burjuva siyasetinin kullanışlı bir malzemesi haline dönüştürüldü.
Bu dönüşüme çanak tutanlar ise ne yazık ki Aleviliği sisteme entegre etmek isteyen, siyasetçilerle kol kola gezen bazı Cemevi Dedeleri, kurum yöneticileri ve siyasi ikbal peşinde koşan yardakçılardır.
Cemevleri kimin alanı?
Bugün İslam inancı nasıl ki devletin ve egemen sınıf siyasetinin tahakkümü altındaysa, Alevilik de büyük oranda bu yapının kuşatması altındadır. Kuşkusuz burada asıl sorumluluk devleti yöneten egemen sınıfındır. Ancak bu çarpık düzenle bütünleşen Bektaşi Tarikat Tekkesi’nin kadroları, Alevi kurum yöneticileri ve Cemevi Dedeleri de bu suçun doğrudan ortaklarıdır.
Somut bir örnek üzerinden düşünelim:
Araştırmacı-Yazar Kazım Eroğlu’nun isabetle ifade ettiği gibi;
"Garip Dede Dergahı bugün adeta........
