Zorunlu bir molanın notları
Arada minik minik hatırlatırım: Kas hastalığım nedeniyle dışarı pek çıkmıyorum. Ama geçen pazartesi Hüsamettin Cindoruk’a veda etmek için çıktım. Hem insan olarak çok sevdiğim hem de bir hukukçu olarak çok saygı duyduğum bir insanı uğurlamak, Dilek Hanım’a sarılmak istedim.
Ne var ki camiye belki 50 metre kala kaslarımın azizliğine ve engelli düşmanı İstanbul kaldırımlarının ihanetine uğradım.. Ve kendimi uçarak yerde buldum. Yardıma koşanların sayesinde kalkıp camiye gidebildim.
İyi gibiydim. Ama akşama doğru -başta Akitçiler olmak üzere malum kişiler sevinecektir!- ağrım patladı ve kendimi acilde buldum.Sonuç birkaç kaburgada kırığımsı çatlak.. Yüzümden kollarıma, bugünlerde rengi mora dönen yaralar vs…Sonuç: ağır ağrı kesicilerle yatakta zorunlu mola!
*. *. *İnsan bu kadar bol zamanda neler yapmayı hayal eder değil mi!Oysa, kolunuzu kımıldattığınızda ağrı itiraz ediyorsa kitap okuyamıyorsunuz. Pencerenin önünde kahve keyfi yapamıyorsunuz.Size kalan, yatak ve tabletiniz oluyor.Ama işte o sayede bazen sonsuzluğa yelken açıyorsunuz.“• Bir bakıyorsunuz Artemis 2’nin mürettebatıyla ayın öteki yüzüne bakıyorsunuz. Genç bir bilim adamının, Barış Özcan’ın anlatımıyla bedeniniz adeta yerçekimini unutup yataktan kurtuluveriyor. Sadece........
