Umutsuzluğa kapılırsanız onları hatırlayın!
İnanılır gibi değil.. Bana sorarsanız Saray ve yargıdaki, bürokrasideki, medyadaki “elemanları” da inanamıyordur.
Düşünsenize, İBB dosyasındaki herkes.. En başta da Ekrem İmamoğlu bir yıldan uzun süredir hücrede tutsak.
Yine de duruşma salonuna sanki uzun bir tatilden dönmüş gibi giriyor. Dünkü duruşmanın sonunda da “pazartesi görüşmek üzere” diye salondan ayrılıyor: “Çok güçlü olun. Pazartesi yeni bir gün başlayacak. Bu sabahtan daha güçlü olacağız..”
Yakınmak yok.. Boyun eğmek yok.. Umutsuzluğa kapılmak hele, kesinlikle yok.
Bu yazıda Atatürk’ten söz etmeyeceğim. Ama siz her cümleyi, yanı başınızda O varmış gibi okuyun. Her şeyden önce cesaretin ve umudun simgesi Atatürk’ün, memleketi kimlere emanet ettiğini hatırlayın.
İmamoğlu, onlardan biri. Silivri hücrelerinde gün sayanlar da.. Ve elbette gazeteci dostlarımız da..
Önce son gelen notu paylaşayım: Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke arasında 163. sırada yer aldı. Bir önceki yıl 159. sırada olan Türkiye’de basının hali zaten ortada.
Cezaevinde hücrelere atılan meslektaşlarımız o halin somut örneği.
• Tele1’i satmaya yanaşmadığı için mi kim bilir, Merdan Yanardağ casusluk gibi absürt bir iddia ile tutuklu.
• Sevgili kardeşim İsmail Arı açık kaynaklara dayanarak yazdığı haberler yüzünden hücrede.
• Medyamızın yüz akı Alican Uludağ da aynı gerekçeyle Ankara’da gözaltına alındı. İstanbul’a getirildi. İtiraz etti. “Ben Ankara’da yaşıyorum ve gazetecilik yapıyorum.” diye Ankara’ya sevkini istedi. Reddedildi. Sonra, Ankara’daki mahkemeye SEGBİS yani videolu görüşme marifetiyle ifade verdi.
• Kürt medyasından gazetecileri söylemeye bile gerek yok herhalde.. Olağan şüpheliler olarak zaten her dem cezaevi........
