Medyanın gazeteci milletvekilleri 15 Haziran 2026
TRT yıllarımda “sarı zarf” kötüye alametti. Uyarı aldığınız, sürüldüğünüz ve hatta kovulduğunuz haberini getirirdi.
Oysa şimdi sarı zarflarla gazetecilere teşekkür diye mi niyeyse, para gönderiliyormuş!
Yani uzun lafın en kısası rüşvet karşılığı haber yapmak anlamına geliyormuş.
Hatırladıkça gülerim. Benim başıma da böyle bir olay gelmişti.
TRT Haber Merkezi’nde rüşdümü ispat ettikten sonra ilk kez tek başıma göreve gönderilmiştim. Görev derken.. Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü ile sorusu belli, yanıtı belli bir röportaj.. Anlayacağınız çıraklık sınavı!
Makamında karşıladı. Ben ses kayıt cihazını yerleştirdim. Ama daha soruya geçemeden “bir dakika” dedi. Kalktı, masasının arkasındaki bir dolabı açtı. İçinden çıkardığı bir karton (o sırada yasak olan) Marlboro sigarası, bir ajanda ve kalem çıkarıp önüme koydu.Elbette itiraz ettim.. “Ben görevimi yapıyorum, alamam” dedim. Dinletemedim. Almadığım takdirde röportaj yapmayacağını söyledi.
Çaresiz aldım. TRT’ye döner dönmez de şefimin masasına koyup olayı anlattım.
Sonrasında da yılbaşı, bayram vesilesiyle gönderilen her hediyeyi daha paketini açmadan temizlik görevlilerine yönlendirdim.
Aslında öyle ahım şahım şeyler gelmezdi biz muhabirlere.. Ama babamın, bir yumurtayı bile kabul etmediği bir ailede yetişmiştim. Hiçbir hediyeyi kabul edemezdim.
Yarım yüzyıl boyunca kimlerin nasıl “hediyeler” aldığını görünce şaşkınlık duymaz oldum.
Tiksintim ise hiç geçmedi.
Hele o hediye ile, kamu adına yapılan bir görev çiğneniyorsa..
Uzatmayayım; milletvekilliğini kastediyorum.
Bunu yazarken de zihnimden geçen ilk isim, Barış Yarkadaş.
Barış’ı Halk TV’de program yapmaya başladıktan sonra tanımıştım. Girişken, konuşmayı seven, siyaset kulislerine hakim bir genç olarak iyi bir konuktu. Her davetimde de koşa koşa gelirdi.Sonra bir gün milletvekili adaylığından söz edildiğini duydum. Açık açık da sordum:
“Eğer böyle bir şey söz konusu ise bileyim. Çünkü ben bu programın hiç kimse için sıçrama tahtası olmasına göz........
