menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anneliği sizden öğrenecek değiliz!

141 0
06.05.2026

Sosyal medyada ara sıra sizin de karşınıza çıkıyordur.. Yoksul sözcüğünün tarif edemeyeceği barakalar.. Her yağmurda evi sele boğan çatılar.. Ayakkabısız, “var mı bir isteğin, hayalin” sorusuna “kahvaltılık” yanıtını veren çocuklar.. Ve elbette çaresiz zavallı anneler..

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bunları… Ankara’nın çeperinde, yani burnunun dibinde yaşanan trajediyi görmemiş.. Bosch’un Anneler Günü için hazırlattığı reklam üzerinden fırtına estirmiş!

Neymiş, reklamdaki -başı açık, seküler- kadınlar kedilerinden, köpeklerinden “oğlum” diye söz ediyormuş.

Bakan Göktaş “ Annelik bir iletişim kurgusu değil, bir neslin ve bir geleceğin taşıyıcısıdır. Bu değerin, hak ettiği hassasiyetle ele alınması bir tercih değil, bir sorumluluktur.” buyurdu.

Eksik kalır mı! RTÜK Başkanı Mehmet Daniş de verdi veriştirdi:

"Anayasamızın 41. maddesinde aile yapısının temel unsurları bellidir. Anne, baba ve çocuk. Ailenin kurucu unsurları dışındaki her türlü konumlandırma, hayatın olağan akışına aykırı bir anlatıdır."

Annelik meselesine geçmeden, bazı veriler ne anlatıyor ona bakalım.

• Mesela Türkiye’de geniş tanımlı 13 milyon işsiz var.

• İşi olduğu halde maaşını alamayanların, asgari ücretle evin ihtiyacını karşılayamadığı için kredi kartlarına hücum edenlerin sayısı ise vahim boyutlarda.

• 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 42,4 milyon kişi bankalara bireysel kredi veya kredi kartı borçlusu durumunda. 2 milyondan fazla kişi de yasal takip sürecinde.

Bunlar resmi veriler. Sonuçlarını ise Müge Anlı ya da Esra Erol’un programlarından alıyoruz: Ek gelir adına yasaların dışına çıkıp cezaevine düşen ya da evi terk edip kayıplara karışan BABALAR.. Ve çocuklarını geride bırakıp sosyal medyada on gün önce tanıdığı erkeklere kaçan ANNELER!

Farkında değiller. Ekonomik kriz ahlaki krize dönüştü. Aile kurumu kapanması zor yaralar aldı. Çocuklar da ya suça yöneldi ya da kalabalıkta yok olup gitti.

Ben çok isteyerek anne olmuş bir kadınım. Oğlum için canımı verebilirim. Hatta “öldürebilirim”..

Öte yandan bu duygularımdan bağımsız, anneliği de sorgularım. “Bir insanı tüm sorumluluğuyla alıp büyütmenin” neden kadınlara yüklendiğini tarihi, toplumsal boyutlarıyla anlamaya çalışırım. Çocuk yetiştirmenin aslında kamusal bir görev olduğu, dolayısıyla hayatın buna göre örgütlendiği bir sistem hayal........

© HalkTV