15 Temmuz ve sonrası 15 Temmuz 2026
Bugün 15 Temmuz’un onuncu yıldönümü. Yine büyük prodüksiyonlarla anılacak. Erdoğan bir kez daha “yerli ve milli değerler” nutku atacak. Ortaklarıyla gövde gösterisi yapacak. Tüm kamu çalışanları törene gitmekle görevlendirildiği için de hatırı sayılır bir kalabalık tarafından alkışlanacak.
Peki, arşivi taradığınızda karşınıza başka neler çıkıyor dersiniz?
Erdoğan darbe için “Allah’ın lütfu” dememiş miydi!Nitekim eski AKP milletvekili Şamil Tayyar, “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi o atmosferde doğdu” diye teyit ediyor. Ne pahasına doğduğunu da şu sözleriyle itiraf ediyor:
“15 Temmuz aydınlanırsa, bugün kahraman dediklerimiz darbeci, hain dediklerimizin de tam tersi olacağını düşünüyorum.”
Aydınlanırsa, ne olur acaba? Mesela Hulusi Akar’ın o geceki trafiği de ortaya çıkar mı? Gencecik Harp Okulu öğrencilerinin, teğmenlerin “kimin talimatıyla” sokağa çıkartıldığı.. Ve tam on yıldır bu yüzden hapis yattıkları anlaşılır mı?
Aslında okuyup akıl yoranlar yıllardır biliyor bunu. Ne var ki muhalefeti, başta da CHP’yi bitirmek misyonuyla yola çıkanlar bilse de susuyor. Unutulmaya bırakıyor.
Elbette insan unutsa da arşivler unutmuyor. Hele dijital çağda!
Ararsanız buluyorsunuz. Hatta bazen aramadıklarınızı da buluyorsunuz!
İslamcı kesimin pek sevdiği Fatih Tezcan’ın 2020 yılında, yani şu meşhur kurultaydan, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığından yıllar önce, kehanet gibi şu sözleri çıkıveriyor karşınıza:
“Ekrem deneyebilir, Canan deneyebilir ama derdest olur. Bir tecavüzcü çıkarılır, Öbürünün başına bir şey gelir.. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu bir daha gitmemek üzere CHP’nin başına getirildi.”
Nereden biliyordu da söyledi demeyeceksiniz herhalde. Zaten durum ortada. KK kurultayla gitti, butlan ile döndü. Şimdi........
