menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘En sefil hayat, başkalarının istediği şekilde yaşanan hayattır'

11 0
previous day

Pazar Günleri, okuyucuların eleştiri, soru ve görüşlerine tahsis ettiğimiz bu sütunda bir diğer 'Hasbihal'e daha, muhterem okuyucularımızı selâmlayarak ve hayırlı çalışmalar içinde olmalarını temenni ederek başlayalım:

-Melih Tırpancı isimli okuyucu diyor ki: 'Doğrusu, 'en azından son 100 yılı iyi bilmeden bugünü de anlayamayız' şeklindeki görüşleri kabul ediyorum, ama, ben şahsen güya biraz bildiğimi sanıyordum.. Ancak okudukça sağlıklı bilgilere sahip olmak açısından, yakın tarihe, o kadar da âşina olmadığımı anlıyorum.. Ben ki güya bu konuda yıllardır okumuştum, ama bugün bir çok konuyu, sathından, kabuğundan anladığımı fark ediyorum.. Böyleyken, bir de geniş halk kitleleri, hele de günlük rızkını kazanmak derdinde olanların tarihi bilmek açısından hangi noktadadırlar, merak ediyorum.'

--Bu okuyucu kardeşime belirteyim ki, çok okumak, tek başına çok iyi bilmenin ölçüsü değildir.. Önemli olan, günlük duygu, düşünce ya da menfaatlerimize göre hoş gelen değil, sabit değerlere, hak ve hakikat ölçüsüne uygun ne okuyoruz?

Okuduklarımızın doğru veya yanlış olduğunu nasıl ölçeceğiz, okuduklarımız ne diyorsa, ona göre mi, yoksa dünyada geçmişte ve bugünde olan bitenleri anlamak için elimizde sabit ölçü ve değerler var mıdır? Asıl mesele, bunu bilmek..

Sadece, 'ben filan ölçü ve değerlere sahibim' demek yetmeyebilir.. Niceleri de var ki, 'Ben Müslümanım' dediği halde; dünyada olup bitenleri, tamamen başka dünya görüşlerinin sunduğu şekilde değerlendiriyorlar ve tabiatıyla da 'çıkmaz'lara saplanmaktan ve kendi inançlarıyla düşünceleri arasında çelişkiler yaşamaktan kurtulamıyorlar.

*İstanbul'dan Muzaffer Ergin diyor ki kısa notunda: 'Ağabey, sizinle geçen hafta sohbet ederken, sizin hatırlatmanız üzerine ben de, Tunus'ta İslami Mücadele'nin yıllarca öncülüğünü yapmış olan Râşid el-Gannûşi 85 yaşlarındayken, yıllardır hâlâ da zindanda olduğu konusunu öğrenince, konuyu, işi gereği, birkaç yıldır Tunus'ta olan bir yakın arkadaşıma sordum ve gördüm ki, durum aynen söylediğiniz gibi.. 'Bu konuya el atacak kimse yok mu?'

--Evet, bu okuyucumuzun notu böyle, özetle.. Onun bu hassasiyeti tebrike değer.. Bu konu, Tunus dışından bazı Müslüman şahsiyetlerce Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'e hatırlatılmış, ama, 'Bunlar bizim iç meselemiz..' gerekçesiyle kapatmış konuyu.. Hatırlayalım ki Said, Cumhurbaşkanı seçilmeden önce, İslami söylemleriyle Tunus'un Müslüman halkının kendisine rağbetini sağlamıştı.

Râşid el-Gannuşî, bu yaşta zindanda terk-i hayat eylese, bu, Gannuşî için bir şeref; Kays Said için de daha bir büyük utanç vesilesi olur..

-Şenel Mutlu isimli okuyucumuz; 11 Haziran tarihli mesajında: 'Selamünaleyküm, Selahaddin Ağabey, makalelerinizi, konuşmalarınızı titizlikle takip ediyorum.. Ancak 8 Haziran'daki yazınızda, insanlıktan nasipsiz bir kapitalistin fıkra diye anlattığı o çirkinliği keşke yazınızda açık olarak yazmasaydınız diye düşünüyorum..' diyor.

--Bu okuyucumuz çok doğru ve yerinde bir hatırlatma yapmış.. Elhamdülillah ki, yanlışımızı hemen........

© Haksöz