menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye'de hayat hangi normale döndü?

21 0
25.05.2026

14 yıllık devrim sürecinde Suriye üzerine analizler yapan veya zaman zaman propagandif hezeyanları birbiri ardına sıralayan birçok kişi gördük. Her biri kendi durduğu zemini sağlamlaştırmak adına rakamlara yalan söyletti, zehirli cümlelerle temiz zihinleri iğdiş etti. Gözlerimizin önünde gerçekleşen bu koca katliama sessiz kalmak bir yana dursun, çoğu zaman inkar ve karalama ile hakikatlerin çarpıtıldığına şahitlik ettik. Şehitlerin aziz hatırası üzerinde tepinenler mi, bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen vahşeti inkar edenler mi; ne ararsanız bulacağınız bir süreç yaşadık.

Esasen bazı şeyler o kadar ağır ki duymayı bir kenara bırakın, gözlerinizle müşahede etseniz bile inanmanız çok zordur. Son birkaç gündür Hama, Humus ve Şam'da birçok yeri ziyaret ettik ve yaşanan hadiseleri yerinde müşahede etme gayreti sarf ettik. İtiraf etmek gerekirse gözlerimle görmeme rağmen hâlâ kafamda oturtamadığım ve muhtemelen de oturtamayacağım sahnelere tanıklık ettim. Yıkımın boyutu o kadar büyük ki bunu yapabilecek bir silah olduğuna inanmakta zorluk çekiyorsunuz. Binaların un ufak olduğu, geriye sadece iskeletlerin kaldığı mahalleler... Hâlâ enkazların altında olan on binlerce şehit... Tam burada şunu da eklemek durumundayım; bütün bu vahşet karşısında susmamızı ve unutmamızı bekliyorlar. Bu akan kan babamızın kanı değil ki unutalım; yaşananlar bir silgiyle de silinmiyor. Hatıraları dahi öldüren bir rejimin vahşetini unutmak, ona destek olan katilleri unutmak veya es geçmek tarihe vurulan bir darbedir.

Bütün bu süreçte birçok hikâye dinledik, birçok insanla görüştük ama bazı hikâyeler var ki kelimelere pranga vuruluyor, cümleler boğazınızda düğümleniyor, gözyaşları akmaya hayâ ediyor. Yaşananları büyük bir metanet ve tevekkül ile anlatan o vakur insanları dinlediğinizde ağlamak ızdırap veren bir utanç oluyor. Mazlumların........

© Haksöz