menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zamanın matematiği, imanın ağırlığı ve asabiyetle yüzleşme

14 0
22.01.2026

Zaman nedir? Duvarımızdaki saatin mekanik tik-takları mı, yoksa göğsümüzün altında genişleyip daralan, bazen nefes aldıran bazen de boğan o tarifsiz his mi? Modern seküler akıl, zamanı parçalara böldü; onu ölçülebilir, alınıp satılabilir bir "sayısal dilim"e indirgedi. Oysa hakikat, takvim yapraklarının veya saniye ibresinin ötesindedir.

İbn Rüşd, zamanı Aristotelesçi bir çizgide "hareketin sayısı" olarak tanımlarken, bu tanımın kilit noktasına "idrak eden nefsi" koyar. İbn Rüşd’e göre zaman, hareketin bir ölçüsüdür ancak bu ölçüm, onu algılayacak bir zihin (nefis) ile tamamlanır. Eğer ölçen bir ruh, hisseden bir kalp yoksa, hareketin salt sayısı anlamsız bir döngüden ibarettir.

Bu noktadan sonra mesele şudur: Zamanın kendisi mi değişir, yoksa bize görünen yüzü mü? Değişen sayısal dilim değil, insanın "iç saati" ve o saati kuran iman ayarıdır. Aşkın içinde zaman koşar; ayrılıkta zaman sürünür. Hüzün dakikaları büyütür; öfke anı gerer ve keskinleştirir. Sevinç ise o sayısal ağırlığı eritip akışa dönüştürür. Böylece zaman, yalnızca sayısal bir çizgi değil; ruh hâline göre biçimlenen bir varoluş tecrübesi hâline gelir.

Aşkın içindeyken zaman neden koşar? Çünkü ruh, kemâl bulduğu bir andadır. Peki, bombardıman altında zaman neden sürünür, neden geçmek bilmez? Hüzün, dakikaları birer asır gibi büyütür. Kızgınlık ve çaresizlik, anı bir yay gibi gerer ve keskinleştirir.

Modern çağ, zamanı bir ölçü olmaktan çıkarıp bir put hâline getirdi. “Zaman yönetimi” adı altında insan, zamanı yaşamak yerine zamanı tüketmeye başladı. Günler bir performans tablosuna dönüştü. İnsan, kendi hayatını bile bir “hedefler listesi” gibi okumaya zorlandı. Bu putlaşmanın sonucu şudur: Zamanı çoğaltıyoruz, ama hayatı çoğaltamıyoruz.

Ve daha da önemlisi: Bu değişim, sadece bireysel duygularla mı sınırlıdır; yoksa insanın çağla, zulümle, inançla kurduğu ilişki de zamanı dönüştürür mü? Bugün Suriye veya Filistin sokaklarında zaman, Batı'daki gibi lineer akmaz; o, nefsin ızdırabı ve direnişiyle yeniden yazılan bir tarihtir. Zalim için zaman, mühletin tükenişiyken; mazlum için zaman, sabrın ve direncin bilendiği sonsuz bir genişliktir.

Bugün Filistin’i, Suriye’yi, Doğu Türkistan’ı, Arakan’ı izleyen bir kalbin zamanı ile sıradan bir gündelik telaşın zamanı aynı olabilir mi? Bir saatin altmış dakikası fizikte sabittir ama ruhta asla. Gazze’de enkaz altındaki bir çocuk için geçen bir dakika ile ekran başında onu izleyen bizler için geçen bir dakika aynı "zaman" dilimi değildir. Gazze’de bir babanın evladını kucağında taşıdığı o kısacık mesafe, sayısal olarak saniyelerle ölçülse de, hissedilen ağırlık bakımından bin yıllık bir kahra denktir.

Filistin ve Suriye, bize şunu öğretiyor:........

© Haksöz