menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cafer Gatsbyoğlu

160 0
16.10.2026

Anlatanın yalancısıyım, ama geçtiğimiz günlerde el konulan Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu iş görüşmelerini bir ocakbaşında yaparmış. Üstelik ateşin başında da kendisi olur, kebapları bizzat çevirirmiş. Hiç tanımıyorum, ama son birkaç yılda medyadan takip ettiğim kadarıyla karaktere uygun bir davranış biçimine benziyor bu ocakbaşı ritüeli. İlginç bir profil Mahiroğlu, ya da eski adıyla Cafer Özdemir.

Kanaldaki profesyonelleri eleyip yayın politikasından transfer duyurularına kadar hemen her konuda bizzat söz alması da onu alıştığımız medya patronlarından ayırıyordu. İngiltere’de yaşadığını biliyoruz. Oralarda büyük paralar kazandığını söylüyor, medya işine nasıl girdiğini anlatıyor. Ama aslında hakkında hiçbir şey bilmiyoruz bu Türk Gatsby’sinin.

En başta da adı gizemini koruyor. Yapılan son operasyonda kardeşlerinin hepsinin soyadı Özdemir olarak geçiyor. Oysa Mahiroğlu birkaç kere, pek de ikna edici olmayan yanıtlarla, soyadını Mahiroğlu olarak değiştirmesini ailevi nedenlere bağlamıştı.

Keşke külyutmaz gazeteci İsmail Saymaz bunları araştırsa da dosyaları bam bam bam önümüze koysaydı. Ön şartlarından biri kuşku duymak olan gazetecilikte en kötü muhabirin burnu bile bu soyadı operasyonundan iyi koku alır. Oysa kendi taşralılığının intikamını bir türlü alamayan ve gazeteciliği sınıf atlamanın aracı olarak görenler Mahiroğlu’nun soyadında haber kokusu almadı, onun yerine nereden geldiği tartışmalı parasını aldılar. Bu bir tercihti.

Evrensel gazetecilik kurallarından biri de parayı takip etmek değil miydi? Mahiroğlu (né Özdemir) hiçbir zaman bu servetin kaynağını da açıklamadı. Sahi, Halk TV’yi nasıl almıştı. Daha da önemlisi kimden almıştı? Hem Halk TV satılık mıydı?

Ankara’da Or-An sitesinde bir apartmanın önünde uzun süre bir Porsche park edilmiş bekliyordu. Otomobilin sahibi aynı zamanda aralarında milletvekilleri, ünlü yazarların da olduğu apartmandaki dairelerden birinin sahibiydi ve bir ara dairesini satılığa çıkarmıştı. İlan uzun süre kaldı, ancak emlakçı ısrarla evi göstermedi. Bir süre sonra da ilan tamamen kaldırıldı, belki de tok satıcıydı.

Tıpkı kapıdaki otomobilin model ve markası gibi apartmanın geçirdiği tadilat da Or-An standartlarında alışılmadık bir durumdu. 30 yıl boyunca Antalyalı bir avukat burada yaşıyordu. Eski moda mobilyaları olan, bol kitaplı, iddiasız, bir akademisyene uygun, mütevazı denebilecek bir apartman dairesiydi. O evin salonunda ne şeytanlıklar kurgulanmış, ne hizipler örgütlenmiş, ve en az bir seferinde de blue jean’ler çekilerek poz........

© Habertürk