Tel Aviv'in sınır ağrısı
Sınırın ötesinde yıllarca duran şey kendi silahı, kendi kapısı, kendi seması olan bir garnizon iddiasıydı. O iddia artık yok.
SDG’ye dair bağımsız komuta kapandı ve bayrak merkeze çekildi.
Tel Aviv’in yüzündeki asabiyet tam da buradan geliyor.
Şam yönetimi, Irak’taki Haşdi Şabi benzeri bir gölge istemiyordu.
Paralel bir milis ordusunu kabul etmedi. Ayrı karargâh dağıtıldı, unsurlar Savunma Bakanlığı emrindeki tugaylara yazıldı. Derik, Kamışlı, Haseke, Kobani hattında dört tugay kuruldu.
Bu arada, komutanlar tanıdık kadrodan, konuşlanma yine kendi beldelerinde. Yani ortada, en başta istenildiği gibi ordunun her köşesine dağılmış bir yığın söz konusu değil. Ancak bu, ikinci ya da paralel bir ordu da değil.
Adı konsa buna “şartlı soğurma” denilir.
Saha henüz yeminini tamamlamadı ama kağıt üzerinde bağımsız komuta artık yok.
Tugayın yekvücut kalıp kalmayacağı sahada görülecek.
Asıl önemli olan şu: Türkiye’nin sınırında artık bir devlet var. Ankara açısından bakıldığında, güneyde güvenlik riski üreten o belirsiz yapı hukuken rafa kalktı. Muhatap yeniden meşru bir savunma bakanlığı, meşru bir sınır, meşru bir başkent. Sınırın ötesinde ilan ettiği teritoryal bölgesine“biz ayrıyız” diye tutunan silahlı idare kalmayınca içerideki zemin de haliyle nefes alacak.
Yıllarca şehit verilen, bedeli ya canla ya acıyla ödenen , sınır illerinin uykusunu kaçıran o karşıdaki sis dağılmaya yüz tuttu.
Ne var ki bu toparlanma Tel Aviv’de........
