menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hangi efendi kuklasını defalarca bombalar?

119 0
21.08.2026

İsrail’in Ebu Zuhur’a indirdiği bombalar, sadece bir üssü vurmadı; İsrail’in bölgede kendisinden başka hiçbir egemen devlete tahammülünün olmadığını iyiden iyiye kanıtladı.

Netanyahu’nun “Türkiye’ye mesaj verdik, daha iyi anlamalarını sağladık” cümlesi o bombaların üzerine tüy diken küstahlığın ta kendisi.

Bir devletin başbakanı başka bir devlete “anladın mı artık?” der gibi konuşuyorsa o devlette artık normale dair her şey çökmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti’ne hiza verme girişimi düpedüz kaba bir tahrik. Tarih bilmez bir kibrin ürünü.

İsrail’in gerekçesi her zamanki gibi “güvenlik” maskesi altında sunuluyor.

Netanyahu ofisine göre Suriye ile bir statüko anlaşması vardı. Şam, Halep yakınına Türk birlikleri konuşlandırarak bunu ihlal etme eşiğine gelmişti. Uyarılar savrulmuş, dikkate alınmamıştı. Dolayısıyla vuruş zorunlu hale gelmişti. Bu anlatıda moronlara özgü bir şeffaflık var; o kadar ki arkası hemen görünüyor .

Daha doğmadan cezalandırılan bir tehdit var ve bunu meşrulaştırmak için uğraşmıyorlar bile.

Klasik önleyici savunma tiyatrosu.

Oysa Ankara üste Türk askeri heyeti bulunmadığını resmen açıklamıştı. Şam da kalıcı bir Türk varlığı planı olmadığını bildirdi. İsrail ise kendi güvenlik paranoyasını gerçekliğin üstüne koyarak “ben tehdit gördüm, o halde vururum” dedi.

Asıl ironi bu saldırının daha uzun bir zincirin son halkası olmasında yatıyor. Beşşar Esad düştükten sonra İsrail yeni Suriye yönetiminin askerî omurgasını sistematik biçimde parçalamaya girişti.

Aralık 2024’te ağır silah stokları ve hava savunma sistemleri........

© Habertürk