Erdoğan'ın milletle nasıl bir bağı var?
Dün AK Parti kuruluşunun 25. yılını kutladı. Bu çeyrek asrın yaklaşık 24 yılı iktidarla geçti ve halihazırda da devam ediyor.
12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren cunta, kısa sürede demokrasiye geçiyor (!) gibi görünse de gerçek çok farklıydı. Cuntanın başındaki malum isim 7 yıl boyunca cumhurbaşkanı olarak görevde kaldı. Sadece bu bile siyasetin üzerinde açık bir vesayet ve aynı zamanda dönüştürücü güçtü. Aynı zaman diliminde kapatılan siyasi partiler ve siyasi yasaklı liderler üzerinden kelimenin tam anlamıyla bir biçme ve budama gerçekleşti. Siyaset güçsüz ve itibarsız hale geldi.
SİYASETE BALANS AYARLARI
Merhum Turgut Özal’ın kısa süren cumhurbaşkanlığı dönemi, siyasetin güç kazanmasına dair hamleler içerse de, kuşkulu ölümünün ardından “rota yeniden ayarlandı”.
Sonrasındaki pek çok tecrübe ve girişim, millet adına siyaset yapma girişimlerinin bürokratik vesayet eliyle bastırılma ya da tasfiye dönemi oldu. 1995 seçimlerinden birinci olarak çıkan Merhum Necmettin Erbakan ve Refah Partisi’nin Tansu Çiller’in DYP’siyle kurduğu koalisyon hükümeti de aynı akıbete uğradı.
28 Şubat’ın görünen aktörleri yine bir cunta olsa da, darbeler tarihinde olduğu gibi, arka planda ona eşlik eden bürokrasi ve onun yoldaşı sermaye post-modern darbenin ortağıydı. Yeri gelmişken, dönemin cuntacılarına ait olan bu “post-modern” tanımının, son derece yakışıksız ve yapılan haydutluğu şirinleştirme çabası olduğunu da kaydedelim. Tıpkı “balans ayarı” yapıyoruz sözündeki hadsizliğin ve onu alkışlayan, bir de üstüne demokrasi havariliği yapan kimi medya mensupları........
