menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşta yetişen canavarlar

90 0
09.09.2026

“Saldırı”nın (Onslaught) yönetmeni Adam Wingard, korku ve aksiyon filmlerinden tanıdığımız bir sinemacı… Son 10 yılda onu “Blair Witch” (2016), “Godzilla vs. Kong” (2021) ve “Godzilla x Kong: The New Empire” (2024) gibi devam filmlerinin yönetmeni olarak hatırlıyoruz.

“Saldırı” (Onslaught) bir serinin parçası veya devam filmi değil ama Wingard’ın daha önce yönettiği “You’re the Next” (2011) ve “The Guest” (2014) ile aynı hikâye evreninde geçiyor. Kadın ana karakterlerin yer aldığı her üç filmin de Wingard’ın sürekli iş birliği yaptığı Simon Barrett tarafından yazıldığını belirtelim. Finalde, henüz adı konmamış bu evrenin yeni filmlerle, belki de aynı karakterlerle devam edeceğine dair işaretler var zaten.

İlk sahneleri itibarıyla uzun süre ne olduğunu anlayamadığınız, bulmaca gibi başlayan ve hikâyenin rotasını tespit edemediğiniz filmler vardır. “Saldırı” onlardan biri… Çölün ortasında geçen açılış sahnesinde filmin ana karakteri Celeste’yi (Adria Arjona) tek başına görüyoruz. İlerleyen bölümlerde karşımıza “aksiyon kahramanı anne” olarak çıkacak Celeste’nin neler yapabileceğini önceden belli ediyor. Hani filmlerde bir silah görürüz ve önünde sonunda onun bir şekilde kullanılacağını biliriz. Açılıştaki Celeste, “filmin patlayacak silahı” aslında… Öfkesini ve enerjisini önceden hissediyoruz.

Ön jenerikte izlediğimiz görüntü kolajı ise filmin hem politik çerçevesini çiziyor hem hikâyeyle ilgili ilk ipuçlarını veriyor. Jenerik boyunca 2000’li yıllardan geriye doğru giderek ABD’nin, II. Dünya Savaşı sonrası, sınırlarından uzaktaki denizaşırı ülkelerde girdiği savaşlar, askeri çatışmalar ve darbelerin arşiv görüntüleri, peş peşe gözlerimizin önünden akıp gidiyor. Wingard’ın “glitch” diye bilinen dijital bozulma ve parazit efektleri kullandığı kolajda, Obama ile baba oğul Bush’lar ve başka ABD başkanları da karşımıza geliyor. “Glitch efekti”, hükümetlerin resmi söylemlerinin hemen altındaki gizli emellerin metaforu gibi… Kolajda derin devletin karanlık operasyonlarının sürdüğünün altı çiziliyor. Kaldı ki, “Saldırı”nın kontrolden çıkan veya “arıza yapan” gayri resmi derin devlet operasyonları üzerine bir film olduğunu anlamakta gecikmiyoruz.

Jenerikte seyrettiğimiz arşiv kolajında Operation Paperclip (Ataş Operasyonu) olarak bilinen gizli programa da atıfta bulunuluyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra aileleriyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri'ne getirilen Alman ve Avusturyalı Nazi bilim insanı ve mühendisleri kapsayan bir program bu… Adını ABD’ye getirilecek eski Nazi’lerin dosyasına iliştirilen ataşlardan alıyor.

Sonraki sahnede tanıdığımız Hans Kammler (Dan Stevens) ve eşi Hanna’nın (Rebecca Hall) söz konusu programdan kalan isimler olduğu belli… Onları evde baş başayken gördüğümüzde, bariz bir tekinsizlik hissediyoruz. Abartılı ve tuhaf bir ev sahnesi bu… Askeri helikopterin, evinin önüne kadar gelip onu çöldeki gizli üsse götürmesi, filme damgasını vuran derin devlet - sapkın karakter ilişkisinin ilk güçlü imgelerinden biri…

Uzun bir açılış sekansı olarak bakabileceğimiz ilk üç bölüm, hikâye örgüsü hakkında net fikir vermese de filmin politik çerçevesi hakkında izlenim edinmemizi sağlıyor. Jenerik ise gizli........

© Habertürk