Oyunun hayranlarına…
Japon oyun şirketi Capcom tarafından ilk olarak 1987 yılında bir salon oyunu olarak piyasaya sürülen Street Fighter, küresel patlamasını 1991 yapımı Street Fighter II ile gerçekleştirir. Oyuncu komutlarına getirdiği yenilikler ve karakter tasarımlarıyla dövüş oyunlarının öncüleri arasında yer alır. Yıllar içinde dünya çapında 50 milyona yakın satan ve milyarlarca dolarlık devasa bir “franchise”a dönüşen ikonik marka; Ryu'nun ikonik “Hadouken” haykırışı ve Chun-Li’nin seri tekmeleriyle hafızalara kazınır.
Hollywood, oyunun popülaritesini beyaz perdeye taşımak için ilk olarak 1994 yılında başrolünde Jean-Claude Van Damme'ın yer aldığı “Street Fighter” filmiyle şansını dener. Gişelerde çok kötü sonuçlar almasa dahi abartılı tonu ve oyunun ruhundan uzaklaşan yapısıyla ağır eleştirilerle karşılanır film. İkinci deneme, 2009 yılında “Street Fighter: The Legend of Chun-Li” ile gelir. Film gişelerde uğradığı başarısızlığın yanı sıra hayranlar tarafından da beğenilmez.
Kitao Sakurai yönetmenliğinde karşımıza gelen 2026 yapımı “Street Fighter”, seriyi köklerine döndürmeyi amaçlayan bir “reboot” niteliğini taşıyor. Önceki iki filmi yok sayıyor ve oyunun ikonik ana karakterleri Ryu (Andrew Kuoji) ile Ken'in (Noah Centineo) yollarının ayrıldığı 1993 yılına odaklanıyor. Hikâye yapısı olarak oyun serisinin en sevilen edisyonlarından olan “Street Fighter Alpha” ve “Street Fighter II” döneminin dramatik motiflerini (özellikle Ryu'nun içindeki mücadeleyi ve Ken ile olan rekabetini) merkezine alarak doğrudan oyunun hayranlarına hitap etmeyi hedefliyor. Önceki filmlerin aksine karakterlerin fiziksel görünümlerine (örneğin Jason Momoa'nın Blanka'sı veya David Dastmalchian'ın M. Bison'ı gibi) ve oyunun dövüş grafiklerine daha sadık kalmaya çalışan bu yeni uyarlama, komedi ve dövüş türünü harmanlayan farklı bir yola sapıyor.
Kitao Sakurai ve T.J. Fixman’ın imzasını taşıyan senaryo, filmin hikâyesini hayranların çok iyi bildiği........
