menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mumyanın yeni hedefi

51 0
18.04.2026

Lee Cronin, yazıp yönettiği ilk uzun korku filmi “Kuyu”dan (The Hole in the Ground - 2019) sonra Evil Dead serisinin beşinci halkası “Kötü Ruh Uyanış”la (Evil Dead Rise - 2023) gişelerde başarılı olmasının yanı sıra iyi eleştiriler de almıştı.

Yeni filmi “Lee Cronin’den Mumya” (Lee Cronin’s The Mummy), adından da anlaşılacağı üzere 1932’den bu yana örneklerini seyrettiğimiz mumya filmlerinden biri… Ama öncekilerden hayli farklı bir yerde durduğunu, özellikle son yıllarda fantastik aksiyon janrının sularına giren mumya filmlerine hiç benzemediğini baştan söylemem gerek.

Fark, öncelikle hikâyede gösteriyor kendini. Gerçi Mısır’da geçen ilk sekans, özellikle tabutun açıldığı anlarda tipik bir mumya filminin içinde olduğumuzu düşündürüyor ama olaylar beklediğimiz şekilde gelişmiyor.

Otomobilin içinde seyahat eden üç çocuklu Mısırlı aileyle başlayan film, kanlı dehşet sahnesinin ardından Amerikalı Cannon ailesinin gündelik hayatından görüntülerle devam ediyor. Kahire’de televizyon muhabirliği yapan Charlie Cannon (Jack Reynor), hamile eşi Larissa Santiago-Cannon (Laia Costa) ve iki küçük çocuklarıyla tanışıyoruz. Larissa hemşire olarak çalıştığı hastaneye gittiğinde çocuklar Charlie’ye kalıyor. Çocuklar arasındaki ufak tartışma dışında sakin bir gün yaşıyorlar. Ta ki arka bahçede tek başına oynayan Katie aniden ortadan kaybolana kadar…

Katie’nin bahçe tellerinin ardında beliren ve sadece sesini duyduğumuz gizemli yabancıyla iletişime geçmesinin peşinden gelen kaçırılma bölümü, galiba filmin en etkili ve çarpıcı gerilim sahnesi… Charlie’nin, kızının uzun süredir bir yabancıyla iletişimde olduğunu fark eder etmez oğluyla konuşup panikle arka bahçeye çıkması, sokaklarda Katie’yi aramaya başlaması ve yaklaşan kum fırtınasının kızını adeta alıp götürmesi, bizi çok farklı bir mumya filminin beklediğinin göstergesi adeta…

İlk sekansın sonundaki dehşet duygusu ile Katie’nin kaçırılması arasında karanlık ve korkunç bir bağlantı olduğunu bilmemiz ama bunu açıklamakta zorluk çekmemiz, hikâye örgüsünün en güçlü yanı… İlk sekansta gücüne ve acımasızlığına şahit olduğumuz doğaüstü varlık henüz aklımızdan çıkmamışken esrarengiz bir kayıp çocuk hikâyesinin içine sürüklenmemiz, aradaki bağlantıyı finale doğru çözmemiz, bence çok iyi fikir... Çünkü aynı zamanda esrarengiz bir dedektif filmi de seyretmiş oluyoruz.........

© Habertürk