menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karamsar klasiğe aydınlık yorum

100 0
19.08.2026

Sinemalarda geçtiğimiz haftalarda Türkçe dublajlı ve altyazılı seçeneğiyle gösterime giren animasyon türündeki “Hayvan Çiftliği” (Animal Farm), George Orwell’ın 1945 tarihli aynı adlı uyarlamasından yapılan hayli serbest bir uyarlama…

Projenin hayata geçirilme süreci, ABD’de çıkan tartışmalar, eleştirmenlerin tepkileri ve sinema gişelerinde aldığı sonuç, en az filmin kendisi kadar ilgiye değer aslında. Ama biz önce uyarlama ve film hakkındaki görüşlerimizi yazalım.

Senaryosunu Nicholas Stoller’ın yazdığı, Andy Serkis’in yönettiği film, daha açılış sahnesinde Orwell’ın klasiğinden radikal şekilde kopuyor. Romanda hiçbir şekilde olmayan bir sahne bu: İflas eden çiftliğin hayvanları, mezbahaya götürüleceklerini fark etmiyorlar. Kamyona binmek üzerelerken dişi domuz Snowball, onları uyarıyor ve hepsi birlikte can havliyle kaçıp kurtuluyorlar.

Sahipsiz kalan çiftliği, Snowball’un belirlediği yeni kurallara göre yönetmeye karar veriyorlar. Yeni düzen “tüm hayvanların eşit olması” ilkesine göre kuruluyor. Snowball, hayvanların insanlara özenmemesi ve onlara benzememesi gerektiğine inandığı için bu konuda da sıkı kurallar öneriyor.

Civardaki tüm toprakların sahibi Freida Pilkington, çiftliği satın almak istiyor ama bankanın temsilcisi Mr. Whymper, tüm ödemeleri düzenli yapmaları koşuluyla hayvanlarla anlaşıyor. Çiftliği ellerinde tutmak isteyen hayvanlar, Snowball’un liderliğinde hayli sıkı bir çalışma programı uyguluyorlar. Snowball’un enerji sorununu çözmek için su değirmeni kurma önerisini hayata geçirdikleri günlerde, iri domuz Napolyon projeye karşı çıkarak iktidarı ele geçiriyor.

Romanda Napolyon, köpeklerin yardımıyla, salt fiziksel güç uygulayarak Snowball’u çiftlikten gönderir. Her şeyiyle katıksız bir darbedir. Filmde ise Napolyon, sadece zorbalıkla ele geçirmiyor iktidarı. Tembellik ve yiyecek bolluğu vadediyor hayvanlara. Okuma yazma bilen genç domuz Lucky’yi yanına çekiyor. Lucky, çiftlik hayvanlarının saygı duyduğu gerçek bir emekçi olan çalışkan at Boxer’a da çok yakın... Böylelikle Napolyon, çiftliğin en zeki genci ile en saygıdeğer mensubunun desteğini alarak yükseliyor iktidara.

Bu arada, Lucky’nin filmin ana karakteri olduğunu belirtelim. Filmi seyretmeyen ama romanı okuyanların “Ana karakter mi? Lucky kim?” diye soracağı kesin. Çünkü Lucky romanda olmayan, film için özel yazılmış bir karakter… Onun varlığı nedeniyle olay örgüsü de çok farklı şekilde ilerliyor. Ana karakter olduğu için romanın dramatik yapısı değişiyor haliyle. Böylelikle, “Hayvan Çiftliği” alegori olmaktan çıkıp bir büyüme hikâyesine dönüşüyor.

Lucky çocuk seyircilerin rahatlıkla özdeşleşebileceği iyi niyetli, naif bir karakter… Hikâye temelde onun yaşadığı değişim üzerine kurulu… Genç bir domuz olarak Snowball’un ideallerine ve kurdukları alternatif sisteme gönülden bağlı olan........

© Habertürk