Yarım santim yaşlanmışım!
“Ben gençliğin ne demek olduğunu biliyorum ama sen yaşlılığın ne demek olduğunu bilmiyorsun!”
Orson Welles’in bu klasik şarkısında uzun, çok uzun yıllar ‘yaşlılığın ne demek olduğunu bilmeyen genç’tim ben. Gençliğin ne olduğunu bildiğini söyleyen o ihtiyara gülüp geçtim yıllarca. Her yazın bir kışı varmış da, bir gün gelecek ben de onun söylediklerini tekrar edecekmişim de… Ama işte yıllarca hiç gelmez diye düşündüğüm o kavşaktayım; gençlik günlerim bitti. Ve ben bunu geçenlerde, nereden çıktıysa saçma sapan bir boy ölçme muhabbeti sonrası anladım!
50’lerinin ortasında kazık kadar iki adam, sanki 10 yaşında çocuk gibi boy ölçüştük! Yıllardır 1.74 cm olan boyum 1.73,5 santim çıktı. Diyorum ki “Bu ölçü yanlış ben 1.74’üm”; arkadaşım gülüyor. Yetmezmiş gibi bir de “E oğlum yaşlanıyorsun işte; ihtiyarladıkça boyun kısalıyor, yarım santim yaşlanmışsın!” demez mi… Daha dik duruyorum, yerimi değiştiriyorum, yok olmuyor boyum uzamıyor!..
Her sabah aynada gördüğüm ve her geçen gün tanımakta zorlandığım yüzümdeki çizgilerden değil de boyumdaki yarım santim kısalıktan yaşlandığımı anlayacağımı hiç düşünmezdim. Ama işte o da oldu artık gençliğin de yaşlılığın da ne demek olduğunu bilen o ‘ihtiyarım’… Boyumun ölçüsünü aldım!
40 YAŞINDAN SONRA İNSANLARIN BOYU HER 10 YILDA BİR SANTİM KISALIYOR
Yaşlılık sadece başkalarının başına gelen bir şeydi geçen haftaya kadar. Bu hafta onunla birlikte dolaşıyorum etrafta. Marmaray’da yanımda oturuyor, sahilde benimle yürüyor, akşam yan koltukta benimle TV izliyor. Yürüyen merdivende ben yürürken o duruyor........
