Öfkeleneceksiniz biliyorum ama öfke iyi bir şey olabilirmiş!
“Sen yavaş yavaş öfkeleniyorsun… Konuştukça öfken daha çok ortaya çıkıyor!” dedi yazı işlerindeki arkadaşlar! Benim için birçok şey söylenebilir ama “öfkeli” bu birçok şeyden biri değil; en azından ben öyle düşünüyorum. Öfkelenecek bu kadar çok şeyin olduğu bir dünyada ben öfkelenmemek için çabalıyorum. Hiçbir yere varmayacak bir öfkenin bana ne yararı olacak ki? Ama arkadaşlarım öfkelendiğimi söylüyor işte! Bunu duymaktan daha kötüsü benim bunun farkına varmıyor oluşum. İnsan nasıl öfkelendiğinin farkına varamaz?! (Öfkelendiğimi bile fark etmemem öfkelendim sanırım ama tam da emin değilim!)
Bir şeye öfkelenmek yerine beni öfkelendirecek şeylere başımı çevirmeye çalışıyorum. Böyle yazınca duyarsız, vurdumduymaz bir adam gibi göründüğümü fark ettim. Böyle biri miyim? Değilim… Sanırım… (Duyarsız görünüyor olabileceğim ihtimaline öfkelendim şimdi de ama tam da emin değilim!)
Bir yerde okumuştum, bilim insanlarının yaptığı bir çalışmada öfkelerini dışa vurmak yerine bastıran insanların stresli durumlarda kalp atışları hızlanıp, kan basınçları artıyormuş. İnsanların kendilerini yargılayacaklarını düşündükleri durumlara maruz kalan, buna öfkelenen ama bunu saklayan insanların vücutları onlar farkında olmadan fizyolojik tepkiler veriyormuş.
‘Vavien’de karısını öldürme planları yapan Celal’e abisi “Her şeyi içine atıyorsun, atma” diyordu. Ben de Celal gibi miyim acaba? Her şeyi içime atıp, hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorum? (Vavien’i Celal’i olabileceğim ihtimaline öfkelendim şimdi de ama tam da emin değilim!)
İÇİNİZDEKİ ÖFKEYİ........
