menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilgi öğretmek için mi öğrenilir?

92 0
14.10.2026

“Hayatın sırrını çözdüklerini düşünen üç bilge adam, bu bilgilerini insanlarla paylaşmak için ülkeyi dolaşmaya karar verir. Tam yola çıkmak üzerelerken yanlarına bir adam yanaşır. Kendisinin de bir bilge olduğunu onlarla birlikte yolculuğa çıkmak istediğini söyler. Üç bilge, yeni gelene ‘Biz fizik, kimya, biyoloji, tıp ve daha bir dolu bilimde uzmanız. Sen ne biliyorsun?’ diye sorarlar.

Yeni gelen adam ‘Ben de gündelik hayatla ilgili her şeyi bilirim’ der.

Üç bilge ‘Ne var bunda? Gündelik hayatı herkes bilir’ diye düşünseler de yeni gelen adamı da yanlarına almayı kabul ederler...

Dört bilge bir gün ormandan geçerken yerde bir kaplan iskeleti görürler. Bilgelerden biri, ‘Ben bu iskeleti yeniden bir araya getirebilirim’ diye atılır. İkinci bilge, ‘Ben üzerine derisini geçirebilirim’ diye bir adım ileri gider. Üçüncü bilge onlardan aşağı kalmaz, ‘Ben de ona kan, can ve ruh verebilirim’ der.

Üç bilge söylediklerini yapmak için kolları sıvamaya başlarken gündelik hayat bilgesi ‘Arkadaşlar n’apıyorsunuz? Eğer bu kaplanı yeniden canlandırırsanız ilk iş bizi yer’ diye itiraz edince diğer üçü onunla alay ederler. Bunun üzerine gündelik hayat bilgesi, ‘O zaman ben ağaca çıkana kadar bekleyin’ deyip bir ağaca çıkar. Üç bilge dediklerin yapar, iskelet halindeki kaplanı canlandırır! Hayata dönen kaplan ilk işi üç bilgeyi yer. Ağacın tepesinden olanı biteni izleyen gündelik hayat bilgesi kaplan gidene kadar bekler sonra da ağaçtan inip yoluna devam eder...”

Borges’in ‘Olağanüstü Masallar’ kitabında okuduğum öykü üç aşağı beş yukarı böyleydi diye hatırlıyorum. Öyküyü okurken bu ‘bilgi’yi bir gün birileriyle paylaşırım diye düşünmediğimden kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ama ana fikri buydu işte. Bilmek, bilgiyi paylaşmak üzerine düşünürken geldi aklıma bu öykü. Bilmek ve bilgiyi paylaşmak üzerine düşünmeye başlamamın nedeni ise arkadaşım Yiğit! REKLAM Birkaç ay önce (Özür dilerim Yiğit:( yolladığı mail’de Seneca’nın şu sözünü hatırlatıp soruyordu: “Ara ara aklıma düşüp çeşitli açılardan, o günden, bugünden bakıp üzerine düşündüğüm bir sözü var Seneca’nın. Şöyle diyor 2000 yıl öteden; ‘Öğretebileyim diye öğrenmek hoşuma gider. Bir şeyin bilgisini kendime saklamam gerekiyorsa ne kadar yetkin ya da yararlı olursa olsun, hiçbir şey beni kesinlikle hoşnut etmez. Bilgelik bana gizli tutulması, dile getirilmemesi gereken belli koşullarda verilseydi, onu geri çevirirdim.’ Bunu bazen dost sohbetlerinde de konuşuyoruz, acaba sen bu sözle ilgili ne düşünüyorsun?.” REKLAM Doğrusu sözü okur okumaz “Seneca haklı, tabi ki öğrendiklerimizi başkalarıyla paylaşmalıyız” diye düşündüm. Ama günlerce kafamın içinde bu paragrafla dolaşınca, terazinin diğer kefesindeki “Belki de haklı değildir” ağır basmaya başladı!

Bilmek, bilgiyi paylaşmak üzerine düşünürken geldi aklıma bu öykü. Bilmek........

© Habertürk