menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mehter'in Serüveni

56 0
26.04.2026

31 Ağustos 1719 tarihinde yani bundan yaklaşık 300 yıl önce Dresden’de tarihte görülmemiş bir düğün törenini düzenlenir. Düğün, Saksonya Elektörü ve Polonya Kralı Augustus'un bir planının parçasıdır aslında. Oğlunu, Habsburg Arşidüşesi Maria Josepha ile evlendirerek Alman imparatoru ünvanını Saksonya’ya getirmek ister. Düğün töreni, eşi benzeri görülmemiş olmalıdır ki eski görkemli Roma’nın gösterilerini dahi geride bırakarak kendisini bir İmparator seviyesine çıkartsın.

August, düğünü için aynı boyda 315 kişiyi vazifelendirir. Bu gençler “moustache à la Turque” yani Türk bıyığı bırakırlar ve düğünde yeniçeri kıyafeti giyip mehter eşliğinde yürürler. Kırk gün süren düğün tam bir Türk festivali gibi gerçekleşir. Davetliler hilal motifli kıyafetler giyer, gelin Türk gelinliği ile düğünde yer alır ve Avusturya tören birlikleri dahi yeniçeri kıyafeti giyer.

Düğün, Osmanlı’nın 1683 Viyana kuşatmasından sadece 36 yıl sonrasında gerçekleşmiştir. Avrupa’nın duvarlarını titreten Mehter, yine Avrupa’nın göbeğinde yüzyılların en görkemli düğün töreninde başroldedir.

Esasında, Mehter’e karşı bu büyük hayranlığın ilk tohumları daha öncesinden 1655 yılında Viyana'ya elçi olarak atanan Kara Mehmet Paşa ile atılır. Paşa, kente Mehter takımı eşliğinde girer ve elçilik binası yanında Viyanalılara konserler verdirir. Diğer elçilerin de katılımıyla bu gelenek Orta Avrupa’da yaygınlaşmaya başlar.

Viyana kuşatmasından sonra da Karlofça Antlaşması için büyük bir Osmanlı heyeti Viyana’yı ziyaret eder. Bu süreçte Mehter takımı günde birkaç kez şehirde Osmanlı Sefareti’nin önünde konserler verir.

Sonrasında işler daha çok ilginç bir hal alır. Çünkü bugün tüm dünyanın tanıdığı, eserlerini her yerde her ortamda dinlediğimiz müzisyenlerin çağının başladığı dönem, işte bu dönemdir.

Haydn, Mozart ve Beethoven başta olmak üzere çağları aşan büyük müzisyenler bu noktada mehterden etkilenerek eserler üretmeye başlarlar. Müzikoloji araştırmaları Lully, Rameau, Gluck, Haydn, Mozart ve Beethoven'in mehter müziğini nasıl temsil ettiğini ortaya koyar. Özellikle 18. yüzyılın ikinci yarısında Avrupalı bestecilerin mehter müziğine daha fazla bağlı kaldığı bugün birçok kaynakta açıkça yer alır.

18. yüzyılın sonunda zil ve üçgen gibi mehterle bağlantılı çalgılar, Haydn ve Beethoven'in eserlerinde görünmeye başlar. Bu Türk çalgıları Batı orkestralarına giderek daha çok entegre edilirler.

Mehter marşlarının ritminden esinlenen Mozart, 11 numaralı La majör piyano sonatının üçüncü bölümünü “Rondo alla turca” adıyla besteler. Hem de Batılı müzikler gibi 4/4'lük ölçüyle değil de Mehter marşları gibi 6/8'lik ölçüyle. Piyanoda icra edilecek şekilde bestelediği bu eserde sağ el mehter zili, sol el de kös darbesi işlevi görür.

Mozart’ın “Saraydan kız kaçırma” eseri dünyanın en bilinen operasıdır. Eser, İstanbul'da bir sarayda geçer. Giriş ve kapanış nakaratlarında yüksek ses aralığı ve melodi enstrümanlarının tınısı, ağır davullar, ziller ve üçgenin yoğun kullanımı güçlü bir Türk etkisini göstermek için tasarlanır. Bunlar, Mehter’in ta kendisidir.

Beethoven ise, Türk Marşı'nı (Marcia alla turca) ilk olarak 1809'da altı varyasyon olarak yazar. Parça daha sonra 1811'de “Atina'nın Harabeleri” oyunu için sahne müziği olarak yeniden kullanılır. Burada da Mehter’den büyük esintiler ve çalgılar mevcuttur.

Beethoven ayrıca, Wellington'ın zaferi başlıklı senfonik şiirinde de zaferin görkeminde mehter vurgularını kullanır.

Bugün Avrupa Birliği resmi Marşı olarak söylenen ve Türkçesiyle “Kardeş olun ey insanlık..” diye devam eden o bilindik ezgi de Beethoven’in 9. Senfonisi’dir. Müziği dinlediğinizde ikinci bölümde mehter ezgilerini ve çalgılarını duyarsınız. Bu........

© Habertürk