İsrail'in ABD'deki gücü: Evanjelikler
ABD ile İsrail’in İran’a karşı açtıkları savaşı anlamak, sonucun nereye gideceğini öngörmek ve gelişmeleri doğru analiz etmek için elbette birçok faktörü göz önünde bulundurmak gerekiyor. Genel olarak savaşın en büyük aktörü olan ABD’nin ve Nobel Barış Ödülü almak için sürekli demeç veren Trump’ın neden bu savaşı başlattığını anlamanın bir yolu da ABD’nin içine ve oradaki dengelere bakmaktan geçiyor.
Geçtiğimiz hafta evanjeliklerin bu bağlamdaki rolüne ve Netahyahu’nun Evanjelikler’i arkasına alarak ABD iç ve dış siyasetinde nasıl etkili olduğuna ve şekillendirdiğine değinmiştim. Bu konuyu biraz daha açalım ve Amerikan toplumunun evanjelizm bağlamında nasıl bir süreç yaşadığını görelim.
Öncelikle bazı rakamları hatırlamakta fayda var.
Amerikan yetişkin nüfusunun yaklaşık yüzde 23 ile yüzde 25'i kendini Evanjelik Protestan olarak tanımlıyor. Bu oran, ABD genelinde yaklaşık 90 milyon arasında kişiye tekabül ediyor. Evanjeliklerin önemi sadece sayısal çoğunluklarıyla ilişkili de değil. Sandığa gitme oranları çok yüksek olduğu için büyük bir siyasi ağırlığa sahipler.
Evanjelik seçmen, Amerikan siyasi haritasının en tahmin edilebilir ve sadık grubu olarak biliniyor. Beyaz Evanjeliklerin yaklaşık yüzde 80-85'i istikrarlı bir şekilde Cumhuriyetçi Parti’ye oy veriyor. 2024 seçimlerinde Donald Trump’a verdikleri destek yüzde 81-85 bandında gerçekleşerek tarihi bir sadakat örneğine dönüşmüştü.
Kuzey Karolina, Georgia ve Florida gibi eyaletlerde Evanjelik oyları, Başkanlık seçim sonucunu belirleyen temel faktör oldu. Dolayısıyla bu eyaletlerdeki yoğunlukları, herhangi bir seçimde bir adayı başkanlığa taşıyabilir veya koltuğundan edebilir.
İşte bu yüzden Netanyahu ABD ziyaretlerinde Yahudi kuruluşlardan çok Evanjelik kuruluşlarla görüşmeye başladı son yıllarda. Netanyahu’nun bu kesimi nasıl bu kadar iyi tanıdığını geçen haftaki yazımda irdelemiştim.
Peki bu evanjelik kesimi yönlendiren ana aktörler kimler?
ABD’de İsrail tarafından desteklenen birçok kuruluş olduğunu biliyoruz. Biz bunların en meşhuru olan CUFİ’ye biraz bakalım.
CUFI (İsrail İçin Birleşmiş Hristiyanlar) kuruluşu, modern Amerikan siyasetinin ve ABD ile İsrail’in Orta Doğu diplomasisinin en güçlü yapılarından biri şu anda.
Bu yapının kuruluşu esasen çok eskiye dayanmıyor. 2006 yılında Teksaslı ünlü evanjelist papaz John Hagee tarafından kurulmuş. Hagee, İsrail’e desteği siyasi bir tercih olarak değerlendirmiyor, Hristiyanlar için “Tanrı katından gelen bir emir” olarak tanımlıyor.
CUFI'nin en dikkat çekici özelliği, ölçeği. Yani seçmen kitlesinin çokluğu. Kendi verilerine göre 10 milyondan fazla üyesi var. Bu rakam, onu Amerika’daki en büyük İsrail yanlısı organizasyon yapıyor. Kıyaslamak gerekirse geleneksel olarak çok güçlü olduğu bilinen Yahudi lobisi AIPAC'ten bile daha fazla kayıtlı üyeye ve taban gücüne sahip.
Daha önce de değinmiştim. ABD’deki Evanjelik seçmen bloğu Cumhuriyetçi Parti'nin ana damarıdır. Bu yüzden hiçbir Cumhuriyetçi başkan adayı en güçlü kuruluş olan CUFI’yi karşısına almak istemiyor. ABD’nin ön seçimlerinde CUFI ve benzeri grupların desteğini almayan adayların başarı şansı oldukça düşük oluyor.
Donald Trump döneminde ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs’e taşınması ve Golan Tepeleri'nin İsrail toprağı olarak tanınması süreçlerinde CUFI’nin yoğun lobicilik faaliyetleri belirleyici oldu.
Özellikle İran konusunda son derece yoğun bir baskı yaptıklarını da biliyoruz. İran nükleer anlaşmasına karşı en sert duruşu sergileyen ve ABD'nin bu anlaşmadan çekilmesi için bastıran ana gruplardan biri CUFİ’dir.
CUFI, ABD iç siyasetinde sadece bir lobi grubu olmanın çok ötesinde bir özellik taşıyor. Özellikle Cumhuriyetçi Parti’nin dış politika çizgisini belirleyen en kitlesel güç merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.
CUFI, AIPAC gibi geleneksel Yahudi lobilerinden daha tavizsiz bir tutum sergiliyor. Örneğin, İsrail'in Batı Şeria'daki........
