menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AK Parti'ye doğru giderken Türkiye

86 0
16.08.2026

12 Eylül darbesinin ardından Türkiye, uzun bir aradan sonra yeniden sandığa gitmeye hazırlanıyordu. Heyecan büyüktü.

6 Kasım 1983 seçimlerine giden süreçte Kenan Evren, açık biçimde ANAP’a oy verilmemesini istiyordu. Fakat sandık açıldığında ortaya bambaşka bir tablo çıktı. Bir yıl önce darbecilerin hazırladığı anayasaya yüzde 91 ile “evet” diyen halk böylece sandığı kendi önüne getirmeyi başarmış ama bununla birlikte darbecilerin oy vermeyin dediği ANAP’ı tek başına iktidara taşımıştı.

Türkiye, yeni bir siyasi döneme giriyordu.

1987 yılına gelindiğinde eski liderler de yeniden siyaset sahnesindeydi. Özal ANAP, Demirel DYP, İnönü SHP, Erbakan Refah, Ecevit DSP ve Türkeş MÇP adıyla seçime girdiler. Ancak Meclis’e yalnızca Özal, İnönü ve Demirel girebildi. Turgut Özal liderliğindeki ANAP bir kez daha tek başına iktidara geldi.

Takvimler 1989’u gösterdiğinde bu kez gündem Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı koltuğuydu.

Kenan Evren’in görev süresi doluyordu. Özal liderliğindeki ANAP, Cumhurbaşkanı’nı tek başına seçebilecek çoğunluğa sahipti. Böylece belki de yaklaşık 30 yıldır ilk defa bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde kriz yaşanmayacaktı. Nitekim 31 Ekim 1989 günü Turgut Özal, TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçildi.

Özal’ın Çankaya’ya çıkmasıyla Başbakanlık koltuğuna Yıldırım Akbulut oturdu. Ancak Körfez Savaşı yıllarına denk gelen bu dönem, Özal ile Akbulut arasındaki anlaşmazlıkların da giderek görünür hale geldiği bir dönemdi. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra Akbulut, Başbakanlığı Mesut Yılmaz’a bıraktı.

23 Haziran’da Meclis’ten güvenoyu alan Yılmaz hükümeti, 20 Kasım’da istifa etti. Yılmaz hükümeti yalnızca beş ay görev yaparak siyasi tarihimizin kısa süreli hükümetleri arasına girdi. Ekim 1991’de erken genel seçim kararı alındı.

Türkiye, 90’lı yıllara işte böyle bir atmosferde giriyordu.

1991 seçimlerinde sandıktan birinci parti olarak Süleyman Demirel liderliğindeki DYP çıktı. Adalet Partisi deneyimi, halkı yeniden Demirel’e yöneltmişti. Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı ikinci, Erdal İnönü’nün SHP’si üçüncü, Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi dördüncü, Bülent Ecevit’in DSP’si ise beşinci sıradaydı.

ANAP’ın tek parti iktidarı sona eriyor, Türkiye yeniden koalisyonlar dönemine dönüyordu. Daha seçim sonuçlarının hemen ardından gazeteler, olası koalisyon formüllerini sıralamaya başlamıştı bile.

Türkiye siyasetinin en kıdemli isimlerinden biri olan Süleyman Demirel yeniden Başbakanlık koltuğuna oturdu. DYP-SHP ortaklığı, zorlu bakanlık pazarlıklarının ardından kurulabildi. Böylece 12 Eylül sonrasında koalisyonlar dönemi yeniden başlamış oldu.

Ancak bu hükümetin ömrü de çok uzun sürmeyecekti.

Turgut Özal’ın ani ölümüyle Cumhurbaşkanlığı makamı boşaldı. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı seçildi ve koalisyon dağıldı.

Demirel’in Çankaya’ya çıkmasıyla hem DYP Genel Başkanlığı hem de Başbakanlık koltuğu boşalmıştı. Tıpkı Özal’dan sonra Akbulut’un ANAP kongresiyle Başbakan olması gibi, bu kez de DYP kongresinin sonucu Türkiye’nin yeni Başbakanı’nı belirleyecekti.

Çok çekişmeli geçen yarışın sonunda ipi Tansu Çiller göğüsledi.

Çiller, SHP ile koalisyona devam etme kararı aldı. Böylece DYP-SHP koalisyonu ikinci kez, bu kez Tansu Çiller’in Başbakanlığında devam etti.

Koalisyon devam ederken bu kez değişim SHP’de yaşandı.

Erdal İnönü, partisinin lider değişikliğine gitmesine karar verdi ve kongrede aday olmayacağını açıkladı. Kongreden genel başkan olarak çıkan Karayalçın, koalisyonda da Başbakan Yardımcısı oldu.

Fakat kısa süre sonra sol partiler arasında, SHP ile CHP’nin birleşmesi gündeme geldi. Birleşmenin ardından partinin adı CHP olarak belirlendi ve genel başkanlığa Hikmet Çetin seçildi. Böylelikle koalisyonun Başbakan Yardımcısı bir kez daha değişti ve bu kez o koltukta Hikmet Çetin vardı.

Ardından CHP’nin genel başkanlığına Deniz Baykal geldi.

Ve DYP-SHP koalisyonu, Baykal’ın CHP Genel Başkanı olmasıyla sona erdi.

Tansu Çiller, bu dönemde kağıt üzerinde birbirinin devamı olan iki parti ve üç ayrı liderle koalisyon ortaklığı yapmıştı.

CHP’nin liderlik koltuğuna oturan Deniz Baykal, DYP ile koalisyona yanaşmadı ve erken seçim istedi. Çiller istifasını Cumhurbaşkanı’na sundu. Ancak yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi.

Meclis’teki partilerle yapılan görüşmelerden sonuç çıkmayınca Çiller, bir azınlık hükümeti olan 51. Hükümeti açıkladı. Fakat DSP’nin ve DYP içerisindeki muhaliflerin güven oylamasında ret oyu vermesiyle hükümet düştü.

5 Ekim’de kurulan Çiller hükümeti, 30 Ekim’de sona ermişti.

51.Hükümet, Türkiye siyasi tarihine 25 günlük hükümet olarak geçti.

Çiller’in azınlık hükümeti girişiminden sonra erken seçim artık kaçınılmazdı. DYP lideri Çiller ile CHP lideri Baykal, ülkeyi seçime götürecek........

© Habertürk