6 Şubat depremi ve dezenformasyonları
Yıkıntıların arasında gezerken en çok da çocuk eşyaları gözüme takılıyordu. En çok onlara bakıyor, en çok onlara ağlıyordum.
Her türden eşyalar, oyuncaklar, giysiler, süs eşyaları hepsi o betonların arasında sağa sola saçılmış duruyorlardı. Anne babalarının saçlarını okşamaya kıyamadıkları çocukların muhtemelen gece sarılıp uyudukları yumuşacık oyuncaklardı bunlar.
Çocukların durumu ne bilmiyor ve içimizden sürekli "İnşallah hayattadır" diye dua edip duruyorduk.
Hatay'daydım. Bir ödev sayfası gördüm. Hani hemen hemen tüm çocukların yaka silktiği Matematik dersinin, baba şuna baksana ben anlamadım dediği sorularındandı.
İlk okul çağında bir çocuğun ödevi olduğu belliydi. Henüz yapılmamıştı. Her şeyin yıkıldığı alanda yırtılmamıştı. Belki haylazlık edilen bir geceden kalmaydı ve sabah erken uyanılıp yapılacaktı. Belki de okula gidilip sıra arkadaşının yardımıyla öğretmen sınıfa gelmeden bitirilecekti. Ama bu ödev hiç bitmedi.
Oysa yapılacak daha çok ödev vardı. İstenmeden uyanılacak daha çok erken sabah, soğukta sıkı sıkıya giyinip gidilecek daha çok okul günleri vardı.
Ama olmadı. Bir gece uykudayken çocukları, anneleri, babaları, eşleri, kardeşleri kaybettik. Çok büyük bir acıydı. Dünyanın gördüğü en büyük depremlerden biriydi. Çok geniş bir alanı etkilemişti.
Milletçe büyük bir acı yaşıyorduk.
Depremin merkez şehri, en çok binanın yıkıldığı şehri tayin etmek bile güçtü ilk anlarda. Zira 11 şehre yayılmıştı.
Depremin ilk günlerinde bölgeye gidememiştik. Çünkü çalışma arkadaşlarımla birlikte depremi fırsat bilip ülkemize saldıran inanılmaz sistematik dezenformasyon saldırılarına karşı deyim yerindeyse bir savaş veriyorduk.
İnsanların enkaz altından çıkmaya çalıştığı ilk anlardan itibaren henüz ağlamaya, göz yaşı dökmeye, kim hangi enkazın altında, kim kayıp, kim sağ diye bakmaya fırsat bile bulamamışken, birileri dezenformasyon savaşı başlatmıştı bile.
Yalan haberler, söylentiler, uydurma haberler, iftiralar, karalama cümleleri bir yağmur gibi yağıyordu. Sosyal medyada bu yalan haberler öylesine hızlı yayılıyordu ki, yetişmek adeta imkansızlaşıyordu.
Tüm bu dezenformasyonlar arama kurtarma çalışmalarını yanlış........
