menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Telekom ikinci THY olabilir mi?

58 0
03.08.2026

Türkiye'nin en büyük doğal kaynağı petrol değil, coğrafyasıdır. Ancak coğrafya, onu stratejiye dönüştürebilen ülkeler için anlam taşır. Son yirmi yılda Türkiye bunu enerji koridorlarında ve havacılıkta başardı. Şimdi aynı sınav dijital dünyada verilecek.

Osmanlı döneminde İpek Yolu ve Baharat Yolu'nun kesişimindeki coğrafya nasıl stratejik değer üretiyorsa, bugün de enerji, hava ve veri koridorlarının kesişimindeki Türkiye benzer bir avantaja sahip. Değişen yalnızca taşınan yük. Dün kervanlar, sonra tankerler ve uçaklar vardı; bugün ise görünmeyen veri paketleri aynı coğrafyadan geçiyor.

Son yirmi yılda Türkiye bu konuda önemli mesafe aldı. Önce enerji koridorlarında ağırlığını hissettirdi. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, TANAP, TürkAkım ve diğer projeler yalnızca enerji taşımadı; Türkiye'nin jeopolitik değerini de artırdı. Enerjiye sahip olmayan bir ülke, enerjinin geçtiği güzergâhı yöneterek bölgesel dengelerde söz sahibi olabileceğini gösterdi. Bu, coğrafyanın stratejiyle buluşmasının ilk önemli örneklerinden biriydi.

Son dönemde Türk Telekom International'ın uluslararası ağını büyütmesi ve CEO Ebubekir Şahin'in veri koridorlarına ilişkin ortaya koyduğu vizyon, bu soruyu daha anlamlı hale getiriyor. Asıl soru artık şu: Türkiye havacılıkta yakaladığı başarıyı dijital altyapıda da tekrarlayabilir mi?

Bu vizyonun en başarılı sonucu ise hiç şüphesiz Türk Hava Yolları oldu. Bugün THY'den söz edildiğinde akla çoğu zaman uçak sayısı, yeni destinasyonlar ya da yolcu rakamları geliyor. THY'nin başarısı, bakım-onarım şirketlerinden ikram hizmetlerine, kargodan uçuş eğitimine kadar uzanan geniş bir ekosistemi de büyüttü. Bu nedenle bugün konuştuğumuz başarı, tek bir şirketin değil, birbirini besleyen bir stratejinin sonucudur.

İşte bugün dijital dünyada ihtiyaç duyulan da tam olarak böyle bir ekosistemdir.

Coğrafya aynı coğrafyaydı. İstanbul yine Avrupa ile Asya'nın kesişim noktasındaydı. Ancak bakış açısı değişti.

İstanbul, sadece büyük bir şehir olarak değil, küresel bir aktarma merkezi olarak planlandı. Dünyanın en büyük havalimanlarından biri inşa edildi. İkili hava ulaştırma anlaşmaları genişletildi. Filo yatırımları hızlandırıldı. Kargo, bakım, ikram ve yer hizmetleri gibi alanlarda güçlü bir ekosistem oluşturuldu. Sonuçta ortaya yalnızca büyük bir havayolu şirketi çıkmadı; Türkiye'nin dünyaya açılan en güçlü markalarından biri doğdu.

Bugün THY yalnızca yolcu taşımıyor. Türkiye'nin ihracatını taşıyor. Turizmini büyütüyor. İş insanlarını yeni pazarlara ulaştırıyor. İstanbul'u küresel havacılığın en önemli bağlantı merkezlerinden biri haline getiriyor. Başka bir ifadeyle THY, sadece uçak işletmiyor; Türkiye'nin hava koridorunu yönetiyor.

Bu başarının arkasındaki temel fikir ise son derece basit. Coğrafya doğru okunursa ekonomik değere dönüşür. Türkiye bunu havacılıkta başardı. Şimdi aynı soruyu farklı bir sektör için sormanın zamanı geldi.

Yeni rekabet veri koridorlarında

Dünya yeni bir dönüşümün içinde. Sanayi devriminde demiryolları belirleyiciydi. 20'nci yüzyılda limanlar, deniz yolları ve enerji hatları öne çıktı. Bugün ise görünmeyen veri koridorları yeni rekabet alanını oluşturuyor. Yapay zekâ, bulut bilişim, dijital finans, e-ticaret, savunma sistemleri ve küresel iletişim altyapıları veri üzerinde yükseliyor. Artık ülkeler sadece enerji taşımıyor. Veri de taşıyor.

Üstelik bu veri, dün petrolün taşıdığı stratejik önemin önemli bir bölümünü üstlenmeye başladı. Çünkü yapay zekâ modellerinden uluslararası bankacılık işlemlerine, küresel medya yayınlarından savunma sistemlerine kadar dijital ekonominin tamamı kesintisiz veri akışına ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle denizaltı kabloları, uluslararası fiber omurgalar ve veri merkezleri, 21'inci yüzyılın yeni stratejik altyapıları haline geliyor.

Tıpkı enerji koridorlarında olduğu gibi veri koridorlarında da coğrafya........

© Habertürk