SAHA bir fuarın çok ötesinde…
Dünyada çok sayıda savunma sanayii fuarı gördüm… Ama SAHA İstanbul, artık onlarla aynı cümlede anılacak bir organizasyon değil. Bu fuarı yalnızca “savunma sanayii etkinliği” olarak görmek, organizasyonun ulaştığı seviyeyi ve misyonunu anlamamak olur. Çünkü bugün ortaya konulan yapı, bir fuardan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu organizasyon, Türkiye’nin üretim kültürünü ve sanayi refleksini ortaya koyuyor. Daha da önemlisi, teknoloji iddiasını aynı zeminde buluşturan bir üretim ve iş birliği ekosistemi inşa ediyor.
5-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açan SAHA 2026’ya baktığınızda, ilk dikkat çeken elbette ölçek oluyor. Yüzlerce yabancı delegasyon, binlerce firma, on binlerce ziyaretçi… Ancak artık bu büyüklük tek başına bir anlam ifade etmiyor. Asıl mesele, bu kalabalığın ne ürettiği, hangi iş birliklerine dönüştüğü ve nasıl bir sinerji ortaya çıkardığıdır.
Bugün savunma sanayii dediğimiz alan, eskisi gibi birkaç büyük firmanın omuzlarında yükselmiyor. Artık bu sektör, SAHA İstanbul gibi güçlü kümelenmelerin katkısıyla yüzlerce alt sistemin, binlerce parçanın ve farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle oluşan devasa bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu platform ise bu zincirin eksik halkalarını tamamlayan kritik bir rol üstleniyor.
Mesela Avrupa’da güçlü firmalar var. Ancak Türkiye’deki gibi canlı, esnek ve birbirine bağlı bir üretim ekosistemi yok. Yarı kamu konumundaki vakıf şirketleri; TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN, kamu kurumları; MKE ve ASFAT ile özel sektörün öncüsü Baykar Teknoloji yöneticileriyle yaptığımız sohbetlerde hep aynı tespit öne çıkıyor: Türkiye’de tedarik zinciri canlı, esnek ve hızlı. Bu tür organizasyonlar da bu yapıyı yaygınlaştırıyor, planlı ve sürdürülebilir hale getiriyor.
Fuarda dolaştığınızda bunu net şekilde görüyorsunuz. Bir tarafta ana yükleniciler, diğer tarafta KOBİ’ler, üniversiteler ve girişimler… Ancak bu yapı sadece yan yana durmuyor; aynı masa etrafında buluşuyor.........
