Türkistan, Balkanlar ve Afrika üçgeninde Türkiye
Türkiye son çeyrek asırda sadece ekonomik olarak büyümedi, sosyolojik, tarihi ve dini bağlar ile kültürel diplomasi ağını genişletti.
İktisadi olarak belki de hedeflerine tam manasıyla ulaşmamış olabilir, bu değerlendirmeyi ekonomi alanının uzmanları daha iyi yaparlar elbette. Burada benim dikkat ettiğim husus sosyolojik boyutuyla kültürel diplomasinin çok hızlı bir şekilde ilerlemesi ve bunun kuşkusuz ekonomiye ve insani değerlere katkısıyla, Türkiye’nin Türkistan, Afrika ve Balkanlarda merkezi ülke haline gelmesidir. Buraya Kafkasları ve Arap yarımadasını dahil etmemek eksiklik olur.
Türkiye, Türkiye’den büyüktür. Kültürel diplomasi, Tarihi, Dini bağlar ve Türkiye’nin lokomotif ülke olduğunu varsayımında Türkiye lider ve merkezi bir ülkedir. Balkan ülkeleriyle tarihi bağımız çok derin ve kuvvetlidir. Osmanlı İmparatorluğu balkanlara yaklaşık 500 yıl hükmetti. Tarihi bağlarımızdan dolayı hiçbir zaman bu bölgeyle ilişkilerimiz kesilmedi. Son çeyrek asırda kültürel bağlarımız daha da arttı. Türkiye bölgede TİKA ile restorasyon, kalkınma, kültürel miras faaliyetleri, YTB ile soydaş topluluklar, gençlik, burs, Türkiye mezunları faaliyetleri, Yunus Emre Enstitüsü ile Türkçe ve kültür diplomasisi, Türkiye Maarif Vakfı ile eğitim ve okul ağı, Diyanet / TDV ile dini bağ, cami, eğitim ve toplum ilişkileri yürütmektedir. Burada kritik olan nokta Türkiye yumuşak güç kullanmaktadır.
Balkanlar örneğinde tablo dikkat çekicidir. Romanya, Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Kosova, Karadağ, Kuzey Makedonya gibi ülkeler tek tek ele alındığında Türkiye ekonomisinin çok gerisindedir. Geniş Balkan havzası birlikte düşünüldüğünde toplam ekonomi Türkiye’ye yaklaşmakta hatta bazı hesaplamalarda geçmektedir. Bu bize şunu gösterir: Türkiye, tek başına birden fazla Balkan ülkesinin toplam etkisine yaklaşan bir ekonomik ve toplumsal ölçektedir.
Bu durumun sosyolojik karşılığı şudur: Türkiye, bölge insanı için yalnızca komşu ülke değil; eğitim, ticaret, sağlık, turizm, iş ve kültür merkezi haline gelmektedir. Bugün Balkanlardan Türkiye’ye gelen öğrenciler, sağlık turizmi için gelen aileler, İstanbul’da iş yapan tüccarlar ve Türk dizileriyle büyüyen genç kuşaklar........
