Ankara’da hayat var da, biz neredeyiz gardaş?
Ankara dediğin şehir, öyle masallardaki süslü püslü başkentlere benzemez gardaş. Burada rüzgar insanın ecdadının donunu alır da yine de “Hava da pek serin ha!” dedirtir. Sabah Kızılay’da işe yetişecen diye koştururken, metro girişinde adamın biri sana öyle bir omuz atar ki, “Gardaş hayırdır, tarlayı mı sürüyoz da yol istemiyon?” diyemeden kendini Ulus Heykeli’nin önünde bulursun.
Şimdi bak, günümüz dünyasında herkes bir “dijital sihirbazlık” tutturmuş gidiyor. Oturduğun yerden köşe olmalar, ekransız para basmalar falan… Bizim mahallenin kahvesinde Haydar amca çıktı, kahveci İdris’e bağırıyor: “İdris efendi, şu akıllı kutuya de bakam........
