menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kelimelere hayat, şiirlere ses veren Silezya’nın şiir ve seslendirme yolculuğu

14 0
20.08.2026

“Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizimin 4. konuğu olarak; şair, yazar, profesyonel seslendirme sanatçısı ve şiir yorumcusu Silezya’yı ağırlamaktan mutluluk duyuyorum.

Bazı insanlar şiiri yazar, bazıları okur; bazıları ise kelimelerin ardındaki duyguyu yakalayarak şiire yeniden hayat verir. Silezya’yı farklı kılan da tam olarak burada başlıyor. Kendi şiirlerini seslendirmenin yanı sıra, değerli pek çok şair ve kalemin eserlerini yorumlayarak onların dizelerine de kendi sesiyle hayat veriyor. Böylece yalnızca kendi dünyasını değil, farklı şairlerin duygu ve düşünce dünyalarını da dinleyiciyle buluşturuyor.

Peki şiir onun için ne ifade ediyor? Bir şiiri okumakla yorumlamak arasındaki farkı nasıl görüyor? Profesyonel Seslendirme Sanatçılığına uzanan yolculuğu nasıl başladı? Kendi şiirleriyle başka şairlerin eserlerine ses verirken hangi duygudan hareket ediyor? Ve kelimelerle kurduğu bu güçlü bağ, sesinde nasıl bir karşılık buluyor?

Şiirin, sesin ve insan ruhuna dokunan kelimelerin izinde Silezya ile konuştuk.

Merhaba Silezya, hoş geldiniz. Öncelikle sizi henüz tanımayan okurlarımız için kendinizi kendi cümlelerinizle anlatır mısınız? Şiirle ve sanatla kurduğunuz ilişki nasıl başladı?

Merhaba…Silezya; 10 Haziran 1981’de Kayseri’nin Develi ilçesinde dünyaya gelen, hayatı hisseden ve hissettikleriyle var olan bir yolcu. Bugün yaşamını İstanbul’da sürdürüyor. Sanatın ve özellikle şiirin penceresinden dünyaya bakan biri olarak, kelimelerin insanı iyileştiren, dönüştüren gücüne inanıyorum. Ancak bu portreyi tamamlayan en temel, en değerli parça; benim bir anne ve bir eş olmam. Hayatta her şeyin ötesinde tuttuğum, en büyük ilham kaynağım olan evlatlarım, eşim ve ailem; duruşumun da, kalbimin de pusulası. Şiirle kurduğum bağ sadece yazmaktı ve zamanla büyük bir aşka dönüştü. Çocukluk yıllarımda kelimelerle dertleşmekle başlayan bu yolculuk, içimdeki bu tutkuyla zamanla büyüdü; önce kâğıda, ardından sesin ve nefesin ruhuna büründü. Sanat benim için sadece üretilen bir eser değil, nefes almanın ve var olmanın ta kendisi.

Şiir sizin hayatınızda nasıl bir anlam taşıyor? Yazmak mı, okumak mı, yoksa şiiri seslendirmek mi sizi daha güçlü ifade ediyor?

Şiir benim hayatımda çocukluktan kalma, yaşayamadıklarımı ve özlemlerimi kaleme aldığım, adeta kendime kurduğum özel bir dünya. Bu dünyada yazmak bana müthiş bir keyif veriyor; aynı zamanda geçmişe yapılan derin ve büyülü bir yolculuk niteliği taşıyor. Okumak ise bana biraz daha farklı, zaman zaman acı veren duygular yaşatıyor. Çünkü bir şiiri okurken o anıları, o hisleri yeniden ve en derinden yaşıyorum. Yazmak o dünyayı kurmanın ve ifade etmenin özgürlüğü, okumak ise o hissi yeniden canlandırmanın sızısı. Seslendirmek ise tüm bu biriken duyguların nefesle hayat bulmuş, dış dünyaya seslenmiş hali.

Bir şair olarak şiir anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Şiirde sizin için vazgeçilmez olan unsurlar nelerdir?

Benim için şiir tek bir dünyadan ibaret ve o dünyaya hayatın akışındaki her şeyi sığdırabiliyorsun; mutluluğu, hüznü, eşini, aileni, dostunu… Şiir anlayışımı da bu kucaklayıcı çerçeve belirliyor. Şiirde benim için vazgeçilmez olan unsurların başında samimiyet ve his geliyor. Kelimeler yapmacıklıktan uzak olmalı, doğrudan kalpten süzülmeli. Hayatın içinde ne varsa, bazen bir kahkaha, bazen derin bir sızı, bazen de sevdiklerimizin hayatımızdaki izleri, şiirin kalbine girebilmeli. Kalpten çıkmayan bir mısranın başka bir kalbe dokunamayacağına inanıyorum.

Aynı zamanda şiir yorumcusu olarak da tanınıyorsunuz. Bir şiiri yalnızca okumakla, onu gerçekten yorumlamak arasında sizce nasıl bir fark var?

Şiiri yalnızca gözle takip edip sesli harfleri ard arda sıralayarak okuyamazsınız; çünkü şiir ancak yorumlandığı zaman gerçek kimliğine bürünür ve ortaya çıkar. Aralarındaki en temel fark hissettirebilme gücüdür. Bir şiiri seslendirirken karşıdaki insana o duyguyu, o sızıyı veya coşkuyu geçiremiyorsanız, eseri sadece okumuşsunuz demektir. Ama yorumlamak; kelimelerin ardındaki sessizliği duymak, şairin kalbine ortak olmak ve o hissi dinleyicinin ruhuna doğrudan nakşetmektir.

Bir şiiri seslendirirken kelimelerin anlamının yanı sıra vurgu, tonlama, nefes ve sessizliklerin de önemli olduğunu biliyoruz. Bir şiire ses verirken nelere dikkat ediyorsunuz?

Şiirde evet tonlama ve vurgu çok önemlidir ancak bunlardan da öte bir ruh gerekir. Dümdüz okunmaz şiir; ne ağlayarak okunur ne de bağırarak okunur. Şiiri karşıya geçirebilmek, hissettirebilmek için önce o şiiri yaşamanız, içinizde sindirmeniz gerekir. Ses verirken kelimelerin hak ettiği o hassas dengeyi korumaya, ne nefesi boğmaya ne de duyguyu abartıya kaçırmadan, tam kıvamında ve inandırıcı bir tonla dinleyiciye sunmaya dikkat ediyorum.

Sesinizin şiirin ruhunu ve duygusunu değiştirdiğini düşünüyor musunuz? Şiirin doğru yorumlanması sizce eserin etkisini ne ölçüde artırıyor?

Sesimin şiirin ruhunu ve dinleyicide bıraktığı etkiyi dönüştürdüğüne inanıyorum. Hatta çevremdeki dinleyicilerimden........

© Haberton