menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alayça Öztürk Gidişoğlu anlatıyor: Sahne mi, kamera mı?

20 0
07.04.2026

Bugün, ekranların ve sahnelerin sevilen, başarılı oyuncusu Alayça Öztürk Gidişoğlu’nu ağırlıyoruz. Değerli konuğumuza hoş geldiniz diyor, keyifli röportajımıza başlıyoruz.

Oyunculuğa ilginiz nasıl başladı? Bir çocukluk hayali mi yoksa sonradan evrildiğiniz bir alan mı oldu?

Küçük yaşlarımdan beri annem beni sürekli tiyatro oyunlarına götürürdü ancak ilk kez Ortaoyuncular’ın “Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu” oyununu seyrettikten sonra karar verdim. Türk tiyatrosunun neredeyse bütün efsane isimleri oradaydı. Münir Özkul, Ferhan Şensoy, Erol Günaydın, Demet Akbağ, Derya Baykal, Rasim Öztekin kimler kimler. Sanırım ilk zehiri orada aldım. Kendimi bilmeye başladığım küçücük yaşımdan beri hep tiyatro sahnesini hayal ettim. Başka da bir eğitim ya da kariyer hedefim hiç olmadı.

Kamera önü oyunculuğu ve tiyatro oyunculuğu arasındaki farklar neler gözünüzde?

En temel fark ölçek farkı. Bunu derslerimde de öğrencilerime anlatıyorum. Oyunculuk temelde aynı olsa da sergilediğimiz mecra farklı. Oyuncu olarak sorumluluklarınız, karakterinizi yaratma biçiminiz ya da metotlarınız sahnede ve kamerada aynı olabilir ancak uygulamaya gelince fark ortaya çıkıyor. Kamerada gözünüzün bebeğini bile okuyabilen şahane bir teknoloji size eşlik ederken abartma büyütme şansınız yok. 500 kişilik bir salonda oynarken de doğal olacağım diye oyunculuğu küçültmenin alemi yok. Temelde karaktere bakış, rolün içine girmek için yapılan ön hazırlık vs. aynı olsa da uygulamada en önemli fark ölçeğin büyümesi (sahne) ve küçülmesine (kamera) göre oyuncunun dengeyi kurabilmesi sanırım. Ayrıca sahne........

© Haberton