Diaspora Fakiri Türkler, Çözüm Yolları
Bir zamanlar üç kıtaya hükmeden ecdadımız, gittiği her coğrafyayı kanla değil adaletle fethetmiş; Balkanlar’dan Orta Doğu’ya, Kafkaslar’dan Kuzey Afrika’ya kadar ulaştığı her toprakta zulmü kaldırmış, huzuru tesis etmişti. Öyle ki fethettiği beldelerin insanları, başlarında kardinal sarığı görmektense Osmanlı sarığını görmeyi tercih ettiklerini açıkça söylemiş, çünkü Osmanlı’nın adaletinden, hoşgörüsünden ve nizamından asla şüphe etmemişlerdi. Biz toprakları vatan yaptık, şehirleri imar ettik, çarşılar, köprüler ve medeniyetler inşa ettik; gurbete değil, gönüllere girdik. Bugün ise dünyanın dört bir yanına yayılmış yaklaşık 7 milyon insanımızla devasa bir potansiyele sahip olmamıza rağmen, bu gücü ortak bir hedef etrafında harekete geçirebildiğimizi söylemek maalesef mümkün değil. Ne hazindir ki nüfus olarak bizden çok daha küçük topluluklar, diaspora bilinciyle hareket ederek ekonomide, siyasette ve kültürde seslerini duyurabiliyor; biz ise 7 milyonluk insan gücümüzle hâlâ sınıfta kalıyoruz. Asıl mesele ne nüfusun büyüklüğü ne de imkânların yokluğudur; asıl mesele, o nüfusu ortak bir ideal etrafında ne kadar kenetleyip organize edebildiğimizdir. İşte bu noktada cesur bir sorgulama yapma vaktidir: Bizler, Fatih’in torunları mıyız, yoksa hâlâ birer gurbetçi mi?Bu başarısızlığın temelinde yatan kronik sorunlar ve çözüm için hayati 10 ders var. En büyük ders ise şudur: Başarılı diaspora, sadece geçmişi koruyan değil; bulunduğu ülkede gelecek inşa eden diasporadır.
1. Tarihsel Miras ve Travma: Fatih Ruhu vs. Gurbetçi Sendromu
Osmanlı, bugünkü anlamda bir diaspora politikası gütmedi çünkü buna ihtiyaç duymuyordu. İmparatorluk güçlüyken etki için "yerinde hâkimiyet" modeli vardı: Fetih, iskân ve yerel elitleri sisteme entegre etme vs. Bugün ise doğrudan yönetim mümkün olmadığı için eski askerî gücün yerini ekonomik ağlar, medya, eğitim ve lobicilik almalıdır.
Ancak Cumhuriyet sonrası izlenen içe kapanık politika ve yetersiz müfredat, Türk insanının dil öğrenmesine ve uluslararası arenada var olmasına izin vermedi. İlk toplu çıkış, 1961-1973 yılları arasında Almanya'ya giden yaklaşık 650.000 işçiyle oldu. Bu, Türklerin "gurbetçi" olarak tanıştığı ilk büyük dalgaydı. Oysa atalarımız gittikleri yere "gurbet" olarak değil, "adalet ve medeniyet" taşıyıcısı yani akıncı olarak gittiler. Bugün ise 7 milyon insanımız, "gurbetçi" psikolojisinin dar kalıplarına sıkışmış durumda. Oysa bu, bir tercih meselesidir: Bizler, Fatih'in torunları mıyız, yoksa gurbetçi mi?
2. Ekonomik Potansiyelin İsrafı: 135 Milyar Dolara Karşı 300 Milyon Dolar
Hindistan diasporası, 2025 mali yılında ülkesine 135 milyar dolar havale göndererek rekor kırdı. Bu rakam,........
